Tuesday, September 25th, 2007


Evet evet, bazen aynen boyle hissediyorum kendimi, daha dogrusu 10 gunde bir. Kendime ait 20 tanesi yetmiyormus gibi, 40 taneyi daha ustlendim vazife olarak. Uslu dursalar, belki bu kadar sikayetci olmazdim ama 10 gunde bir tekrarlanan rituelimiz “Ne versem de oyalansa”, “Ya cok derin kesersem” ya da “Allah’im ne olur oynatmasin ben tam keserken!” stresiyle gerdikce geriyor beni. Ama kesme islemi bittikten sonra ellerini ayaklarini temizleyip onlari opmek var ya, iste o da benim mukafatim. Bunca zahmetin bir odulu olmali degil mi? Cok hakediyorum valla…

Benim Eren oglum artik yuruyor… Hem de oyle boyle degil, tam gaz, son derece dengeli. Tutabilene askolsun. Arkasina bile bakmiyor, ipini koparmis gibi basip gidiyor kucuk adam. Dusmeler olmuyor degil tabi, kafada, yuzde ufak tefek morluklar, kizarikliklar her daim mevcut. Ama cabuk kapti bu isi, acelesi var sanki buyumek icin, buyuyup abisiyle oynayabilmek icin.

Dis cikarmaya uzun bir sureligine ara vermisti, gecen hafta bu arayi kapatmaya calisircasina 4 dis birden cikardi; 2 tanesi de azi disi… Toplamda 10 disimiz var simdi.

Cok net olmasa da “anne, baba, Emir” diye sesleniyor bize bu kucuk cok bilmis. Hatta duymadiysak onu, o gur sesiyle bir duyuruyor ki kendini.

Abisiyle beraberken mutlulugunu gormeniz lazim; Ona yaransin diye yapmadigi sevimlilik, yalakalik kalmiyor. Yan gozle hep abisini izliyor, onu taklit ediyor ses ve hareketleriyle. Abisi birseye gulmeyegorsun, bizimki de yapmaciktan bi kahkaha kopartiyor! Ama bazen fazlaca cosup abisinin oyununu bozuyor veya ustune abaniyor ki o zaman da kizilca kiyamet kopuyor; biz yetisene kadar bir iki tane yapistiriyor abisi. Uzuluyoruz bu duruma ama dogal bir surec oldugunu kabullenip mumkun oldugunca zararsiz atlatmak icin dualar ediyoruz.