Eren


Hani bazi fotograflar olur, gostermeye utanir, yakmak istersin baskalarinin eline gecmesin diye… Buyudukce cocuklarin da boyle fotograflarla baslari derde girer; Sunnet fotograflari albumun en ucra koselerine itilir, sapsal bir musamere kiyafetiyle cekilmis resimlerde yuzler karalanir filan. Alin size boyle bir resim bizim kucuk kaplandan… Annesinin bir “kiz cocuk” krizinden nasibini almis, hicbirseyden habersiz nasil da poz veriyor objektife? Gonlum el vermedi boyle dunyalar tatlisi bir fotografin gorulmeden pas gecilmesine. N’apalim, 10 sene sonra “Anne ya, ne yapmissin bana yaa!” diye karsima gelirse savunmam da bu olacak; “Ama cok tatli olmamis misin oglum?!”

Not: Mey’cigim, balerin tutu’nu odunc verdigin icin tesekkurler!

Bu ay cekilmis taze birkac resim bizim aslan ile kaplandan…

eren-18-aylik-album.jpg

Ama ne lokum! Kendi kendime nazar degdirecegim diye odum kopuyor! Son bir kac aydir aramizda iletisim de basladigindan beri bu kucuk adamla zaman gecirmeye doyamiyoruz biz. Abisine sorsaniz o bambaska cevaplar verir belki ama onlarin da iliskileri icin biraz daha zaman lazim, malum.

Henuz 4-5 kelimeden olusan haznesi ama birsuru mimigi, el, kol ve kafa hareketiyle kendini oyle guzel ifade ediyor ki benim kucuk lokumum. Cok yakinda “Eren sozlugu”ne de baslayacagiz; biraz daha cesitlensin kelimeler.

Kelimeler tek tuk ama disleri dizdi masallah. Abisinin dis sayisina yetismesine 4 arka azi kaldi! Asagidaki semadaki tum disler var, kopek disleri boy gostermeye basladi yavastan.

eren-dis-18-aylik.gif

Emir’den farkli olarak daha kafasina buyruk bu kucuk adam… Neden bilmiyorum ama, yapmasini istemedigim seyleri inadina ve de gozumun icine bakarak tekrar tekrar yapiyor. Ailenin en kucuk cocuklari hep buyuklerinden farkli olur derler ya, acaba ben mi disiplini yumusattim diye dusunuyorum kendi kendime. Baska birkac ornekte taviz verdigim gibi… Mesela Emir’i 6 ayliktan sonra kendi kendine uyutmaya alistirmistim bir sekilde. Farber metodunun en atesli savunucusuydum. Esimle bu konuda catisiyor, onun vicdansizlik suclamalarina maruz kaliyordum. Eren’de ayni seyi yapamadim; birkac kere birakip cikma tesebbusum olsa da, onun edepsiz aglamalari ve yirtinmalari karsisinda pes ettim.  Bir de ustune ustluk elimi tutarak, tirnaklarimla oynayarak uyuma adeti edindi basima. Nasil vazgecirecegimi bilmiyorum bu huyundan, ama ote yandan cok da sikayetci de degilim bu durumdan biliyor musunuz? Nasilsa buyuyecegini bildigimden ve baska cocuk da dusunmedigimden, bu son bebeklik kaprislerine bir sekilde gonullu olarak boyun egiyorum sanki. Hatta bazen yatagima aldigim ve bebek kokusunu icime ceke ceke koynumda uyuttugum oluyor onu. Butun despotlugum Emir’eymis meger…

Acaba diger konularda da mi yumusakligimda faydalaniyor bilemiyorum. “Hayir” egitimine abisiyle basladigim zamanlarda basladim Eren icin de. Emir’de ise yarardi, ikiletmezdi lafimi cogu zaman. Ama Eren, birakin “hayir”lardan anlamayi, bulundugu ortamdan uzaklastirip kabahatini anlasin diye mama sandalyesine oturttugumda bile, bir yolunu bulup ordan kacmaya calisiyor asice. Tepetaklak yere dusmesin diye sandalyesinden cikardigimda ise, ayni noktaya donuyoruz sil bastan. Caresiz hissettigim zamanlar oluyor, mumkun oldugunca sakinlestirmeye calisiyorum kendimi.

Eren’imin de 2 yasini dodurup okula baslamasina az kaldi… 6 ay daha sunun surasinda. Yok bir daha bu keyif, bu guzellikler. Sinirlensem de, bazen saclarimi yolacak duruma gelsem de biliyorum ne kadar sansli bir konumda oldugumu, onlar 2 yasina gelene kadar evde kalip kendim ilgilenebilme hayalimi gerceklestirebildigim, ilk dislerini, ilk adimlarini, ilk “Anne” deyislerini bizzat yasayabildigim icin Tanri’nin ne kadar ayricalikli kullarindan oldugumu. Sukurler olsun…

emir-eren-santa-k.jpg

Bu sene oyle susmus, pusmus, scrapbooking efektiymis yok arkadaslar, uzgunum. Bunu tarayip koyabildigime sukrediyorum ben su an. Bu sene de boyle olsun, seneye telafi edecegim, soz veriyorum.

Emir ne mi istedi Santa’dan bu sene? Bir “Keman”… Piyano calmasi icin yaptigimiz butun icten ice yonlendirmeler, gizli propagandalar, alinan dersler bosa mi gidiyor diye birbirimize baktik Serkan’la. Isin yoksa keman dersi arastir simdi…

Herkese, tum ailece, iyi bayramlar ve olaganustu bir yeni yil diliyoruz… Yeni yilda gorusmek uzere…

Not: Eren’in aglamasinin sebebi, bizim bir hata yapip bekleme sirasinda ona sutunu vermek oldu; Sira bize geldiginde hala sutunu iciyordu keyifle ve elinden almamizla avazi koparmasi bir oldu… Bir turlu susturamadik, biberonu tekrar vermemiz bile ise yaramadi. Bu sene de boyle olsun, aglak kaplanim benim.

Zaten buruklugu yetmezmis gibi ayri gecen bayramlarimizin, dun aksam yasadiklarimiz uzerine tuz biber oldu…

Aksam yemegine hazirlanirken, birden kotu bir carpma sesi ve Eren’in aglamasiyla salonda bulduk kendimizi. Ilk gordugum alnindaki kirmizi-mor cizgiydi. Boyle anlarda dizlerimin bagi cozulur benim, aklim gider yerinden. Allah’tan Serkan sogukkanlilikla buz torbasini bulup alnina tutmaya basladi bebegimin. Omrumde bu kadar hizli ve bu kadar buyuk bir sislik daha gormedim ben. Yarilmasina, dikislik olmasina ramak kalmis alninin. Apar topar Acil’e gittik hemen. Enfeksiyon kapmamasi icin antibiyotik krem ve agri kesici verdiler; kusma, bilincsizlik, vs. olursa geri getirmemizi soyleyip yolladilar bizi. Eve geldigimizde nesesi yerine gelmisti bile bebegimin, abisiyle kostular oynadilar, sonra da uyku saatinde uyudu bir guzel. Gece 2 sularinda birden kusmaya basladi, yataktan nasil firladigimizi bilmiyorum bile. Hemen hazirlanip babasiyla beraber Acil servis’in yolunu tuttular. Orada hemen Cat scan’e almislar yavrumu. Ve sonra sonuclarini beklemeye basladik, ben de telefonun basinda. Kendimi hic bu kadar caresiz, bu kadar zavalli hissetmemistim; kimsenin basina gelmesin boyle seyler… Bu arada birkac kez daha kusmus Eren hastanede. Neyse ki sonuclar temiz cikmis, eve gonderdiler bir sure sonra, kusmalar 3-4 kereyi gecerse tekrar getirmemiz sartiyla. Sok gecirdigi icin kusuyormus meger, darbenin siddetiyle.

Bu sabah, bayram sabahi yani, Eren bir kere daha kustu. Bir daha tekrarlamadigi icin goturmedik Acil’e. Doktoruyla konustuk, bol bol sivi vermemizi onerdi, sut haric. Su an aksamustu oldu, uyuyor bebegim icerde yorgun dusmus… Umarim atlatmistir artik soku. Bir bayrami da boyle kutlamis olduk, yuregimiz agzimizda, tadimiz buruk…

Benim Eren oglum artik yuruyor… Hem de oyle boyle degil, tam gaz, son derece dengeli. Tutabilene askolsun. Arkasina bile bakmiyor, ipini koparmis gibi basip gidiyor kucuk adam. Dusmeler olmuyor degil tabi, kafada, yuzde ufak tefek morluklar, kizarikliklar her daim mevcut. Ama cabuk kapti bu isi, acelesi var sanki buyumek icin, buyuyup abisiyle oynayabilmek icin.

Dis cikarmaya uzun bir sureligine ara vermisti, gecen hafta bu arayi kapatmaya calisircasina 4 dis birden cikardi; 2 tanesi de azi disi… Toplamda 10 disimiz var simdi.

Cok net olmasa da “anne, baba, Emir” diye sesleniyor bize bu kucuk cok bilmis. Hatta duymadiysak onu, o gur sesiyle bir duyuruyor ki kendini.

Abisiyle beraberken mutlulugunu gormeniz lazim; Ona yaransin diye yapmadigi sevimlilik, yalakalik kalmiyor. Yan gozle hep abisini izliyor, onu taklit ediyor ses ve hareketleriyle. Abisi birseye gulmeyegorsun, bizimki de yapmaciktan bi kahkaha kopartiyor! Ama bazen fazlaca cosup abisinin oyununu bozuyor veya ustune abaniyor ki o zaman da kizilca kiyamet kopuyor; biz yetisene kadar bir iki tane yapistiriyor abisi. Uzuluyoruz bu duruma ama dogal bir surec oldugunu kabullenip mumkun oldugunca zararsiz atlatmak icin dualar ediyoruz.

Eren’imiz 1 yasinda! 

O kadar mutluyum ki bu ozel gunumuzu Istanbul’da yakinlarimizla gecirebildigimiz icin.

Sile yolunda bir piknik alanina gittik kutlamak icin. Cocuklar butun gun parkta, agaclar arasinda oynayip ata bile bindiler. Buyukler mangalda birbirinden lezzetli etler hazirlayip guzel havanin tadini cikardilar.

New York’a dondugumuzde abimizin dogumgunuyle bir arada bir kere daha kutlamayi dusunuyoruz Eren’imizin ilk yasini.

dsc06904.jpg

dsc06897.jpg

dsc06898.jpg

dsc06899.jpg

Iste bu da Eren’in dugun kiyafeti. Ama hala bir ses yok bizim kagitlardan. Cok ama cok gerildik, cok bunaldik hepimiz. Hadi ama artik yaa…

dsc06735-k.jpg

dsc06739-k.jpg

71007018.jpg

inci-eren.jpg

1 yasina 1 ay kaldi Kaplan’imin. Ne cabuk gecti 11 ay, goz acip kapayincaya kadar.

Gectigimiz hafta uzdu bizi biraz ama onemli birsey degildi Allah’tan. Pespese 5 gun yuksek atesle bogustu guzel yavrum. Bir gece ates dusuruculer de ise yaramayinca acil’e goturmek zorunda kaldik. 5 gunun sonunda ates dustu, bu sefer de butun vucudunu dokuntu kapladi. Roseola imis bu bebek hastaliginin adi, 6. hastalik da diyorlar adina. Bir tur virusmus, 6 ay ile 2 yas arasi cocuklarda gorulur, bir daha da bagisiklik kazandigindan tekrarlamazmis. Abimiz de 7 aylikkken gecirmisti aynisi, o yuzden bu sefer daha sogukkanli, daha tedbirliydik anne baba olarak. Burada doktorlar kesinlikle aspirin vermememizi soyluyorlar ates dusurucu olarak. Ya acetaminophen, ya da ibuprofen vermemizi ogutluyorlar. Ozellikle virutik bir durumdan supheleniliyorsa aspirin “Reye sendromu”na cevirip olume bile sebep olabiliyormus cunku. Turkiye’de hala bebeklere, cocuklara aspirin verildigine inanamiyorum. Buradan bir iki kisiyi bilinclendirebilirsem ne mutlu bana. Sonuc olarak Eren simdi cok daha iyi. Dokuntuler de birkac gun icinde tamamen gececek.

Gorseniz, tam sevilmelik oldu, mincik mincik yogurmalik. Bir an once gidebilsek Turkiye’ye de buyukanneler, buyukbabalar da nasiplenseler bu guzelliklerden. Bir dansedisi, el cirpmasi var muzik duydugu zaman, evlere senlik. Artik babasiyla abisi guresirken bizimki de geri kalmiyor, katiliveriyor aralarina. Pek de guclu masallah, pehlivan yapalim diyoruz kendisini. Sac trasi da musait zaten Kirkpinar yagli gurescileri gibi. Abisini sinirlendirdigi ve azar isittigi zaman inanin geri kalmiyor artik, o da kendi dilinde bagirip cagirip cevap yetistiriyor, sikayet ediyor. Bir de sarki soyleyisi var, bayilirsiniz. Bunlarin yaninda, bugunlerde cok rahat ayaga kalkabiliyor tutunarak, cok yakinda yuruyecek gibi geliyor bize.

Dislerimiz hala 6 tane. Bir isiriyor ki o dislerle, teknik gelistirdi adam, incecik isirip bir de birakmadan cekistirerek maksimum aci verme uzerinde uzmanlasti. Unutmadan, 2 hafta kadar once de emzirme isini bitirdik aramizda. Kafa kafaya verdik, dedim “Eren’cim bu boyle olmuyor, ne kucagima sigiyorsun, e bir de dis faktoru var tabi…” “Haklisin anne, zaten artik senin sutun benim disimin kovuguna yetmiyor” dedi. “E o zaman bitsin madem” dedik biraz burukca, el sikistik, opustuk…

Not: Ustteki fotograf, Azer teyzemizin makinesinden, alttaki fotograf ise cok sevgili Eren’imizin New York’tan ayrilmadan onceki son aksamlarindan birinde cektigi bir fotograf; elinize, gozunuze, gonlunuze saglik…

Kaplan oglum artik “bye bye” yapiyor gidenlerin arkasindan. Abisinin pesini hic birakmiyor, onun oyunlarina katilmaya calisiyor ama kizdiriyor henuz abisini. Onumuzdeki hafta ufak bir Miami kacamagimiz olacak. Eren de ilk defa ucaga binecek ve de denizle tanisacak. Bakalim neler olacak, yazacagim hepsini.

Next Page »