Genel


Bu haftasonu Brooklyn Botanic Garden’da “Sakura Matsuri” yani kiraz cicegi festivali vardi. Japonya’da gerceklestirdikleri bu festivalin bir benzerini de Brooklyn’de gerceklestiriyorlar. Geleneksel Japon muzigi konserlerinden, danslarindan tutun da cay torenine kadar bir cok gosteriyle beraber yazin gelisi kutlaniyor her sene.

Uzerimizde bir bulut yogunlugunda pembe cicek acmis agaclardan kar gibi yagan petallerin altinda masalsi bir gun gecirdik bugun. Yolu dusen herkese tavsiye ediyoruz bu tecrubeyi. 

Brooklyn’i cok severim. Bit pazarlarina ise bayilirim! Bu ikisi biraraya geldiginde gitmemem mumkun mu sizce? Gecen hafta ilkini gerceklestirdikleri bu super organizasyonun linki burada. Bu Pazar hava guzel olursa kesin oradayiz! Aklinizda bulunsun, her Pazar saat 10:00 ile 5:00 arasinda, Fort Green’de bir lisenin bahcesinde bu bit pazari…

Gecen gun okul cikisi tuttum ellerinden, goturdum berbere. Birini bir koltuga, birini obur yanina, kendim de ortalarinda. Bir onu avuttum, bir digerine seker yetistirdim. Ama sonuc cok guzel oldu! Iki yakisikliyla elele bir cikisim vardi ki berberden, degmeyin gitsin keyfime. Bir ara babalarini da araya katip 3′lemeyi dusunuyorum kendi capimdaki toplu tras rekorumu…

emir-berber.jpg
-
eren-berber.jpg
-
eren-berber-2.jpg
dsc07904.jpg
-

dsc07906.jpg
-

dsc07914.jpg
-

dsc07917.jpg
-

dsc07920.jpg
-
011-k.jpg
-

dsc07921.jpg
-

dsc07925.jpg

Dukkanlarda Paskalya urunleri cikmaya baslayinca meydana, icimi sicacik bir “Bahar geliyor!” hissi kaplar benim. Bu yuzden bu bayramin yeri bir baska benim icin. Dini yonu hic ilgilendirmiyor beni ama pastel renkleriyle, taze cicek kokulariyla mujdecisi oldugu bahari tasiyor ya ozunde, oglanlari katip onume, hevesle kutlayasim geliyor bu bayrami. Sehrin dort bir yaninda duzenlenen egleneceler de bir o kadar cazip olunca, gunlerce bayramimiz oluyor bizim de. Iste son birkac gundur katildigimiz eglencelerden kareler…

32108-29.jpg
-
32108-48.jpg

Usttekiler Cuma gunu gittigimiz Harbor Hill Golf Klubu’ndeki kutlamalardan…

south-street-seaport-egghunt-3.jpg
-
south-street-seaport-egghunt-2.jpg

Bunlar da Cumartesi sabahi South street seaport’ta duzenledikleri “Egg Hunt”tan birkac resim. Cocuklara verdikleri hediyeler, konserler, sihirbaz gosterileri de cabasi.

Bu arada bahar geldi dedigime aldanip da havalar isindi sanmayin. Hala 3-4 dereceyi gecmiyor burda hava sicakligi. Ama icimiz sicacik, onemli olan da bu…

south-street-seaport-egghunt-1.jpg

Cumartesi gunu “kucuk” Emir’in dogumgunuydu. Buradan tekrar kutluyoruz 3. dogumgununu, yeni yasin kutlu olsun!

31308-256-k.jpg

Bu Pazar gunu, kis bitmeden son bir kar keyfi yapma amaciyla Pennsylvania’da Camelback dagina gidelim dedik. 2 saat mesafede guzel bir kayak merkezi burasi. Tabi bizim amacimiz kayak olamayacagindan cocuklarla beraber yapabilecegimiz snow tubing tesislerine gittik.

emir.jpg

Tek kisilik, iki kisilik ve aile boyu botlarda yokus asagi kayan ve cok eglenen insanlari gorunce bizim de ailece kayasimiz geldi. Tepede 15-20 dakika sira bekledikten sonra kendimizden son derece emin botumuza yerlestik. Aman Allah’im! Uzaktan o kadar basit ve eglenceli gorunen bu is daha yari yolda aklimi benden aldi goturdu! Yolun geri kalanini da cocuklari daha siki nasil tutarim uzerine nanosaniyelik acil durum planlariyla gecti. Bir ara Eren ve Serkan’i havalanmis sekilde gordum botun karsi kosesinde. Zaten roller coaster’larla da aram oldum olasi iyi degildir benim. Neyse ki kazasiz belasiz inisimizi gerceklestirdik te kendimi pistin kenarina atabildim kucuk oglumu da alip.

eren-inci.jpg
-
eren.jpg

Serkan ve Emir ise bu isten cok keyif aldilar. Hava kararana kadar defalarca kaydilar keyif cigliklari atarak.

snowtubing.jpg

emir-serkan-snowtubing.jpg

Bu haftasonu gezimizden anladim ki, pek yakinda ben bu oglan cocuklariyla (babalari dahil) basa cikamayacak duruma gelip bir saksi misali kenarda oturacagim onlar adrenalin keyfi yaparlarken. Yaslanmak bu olsa gerek, kabullenmem lazim bir sekilde…

serkan-emir.jpg

Turkiye’de insanlar cocuklarini lahana gibi kat kat giydiredursun, kisin kapi disari cikarmaktan korksun, burada hava sartlari ne olursa olsun her zaman cocuklu insanlara rastlarsiniz sokaklarda. Annem bizi ilk kez ziyarete geldiginde, “Ne kadar cok cocuklu insan varmis Amerika’da” diyerek saskinligini dile getirmisti. Ama isin asli oyle degildi; cocuklu insanlar gunun her saati, her hava kosulunda sokaklarda oldugu, diger insanlar gibi hayatlarini devam ettirdikleri icin dikkatimizi cekmisti.

eren-inci.jpg

emir-serkan.jpg

Biz de gecen haftaki kar firtinasinin ardindan hem biraz hava almak hem de karlarla oynamak icin attik kendimizi disari. Park tiklim tiklimdi neredeyse, gunesi guren firlamis sanki. Ve de bilin bakalim parktaki en fazla giydirilmis, sarilip sarmalanmis cocuklar kimlerdi? Evet, kendimle tum mucadeleme, annemin dediklerinin tersini yapmama ragmen, genlerimde var lahana’cilik, ben ne yapayim…

emir-valentines-day.jpg

eren-18-aylik-album.jpg

Ama ne lokum! Kendi kendime nazar degdirecegim diye odum kopuyor! Son bir kac aydir aramizda iletisim de basladigindan beri bu kucuk adamla zaman gecirmeye doyamiyoruz biz. Abisine sorsaniz o bambaska cevaplar verir belki ama onlarin da iliskileri icin biraz daha zaman lazim, malum.

Henuz 4-5 kelimeden olusan haznesi ama birsuru mimigi, el, kol ve kafa hareketiyle kendini oyle guzel ifade ediyor ki benim kucuk lokumum. Cok yakinda “Eren sozlugu”ne de baslayacagiz; biraz daha cesitlensin kelimeler.

Kelimeler tek tuk ama disleri dizdi masallah. Abisinin dis sayisina yetismesine 4 arka azi kaldi! Asagidaki semadaki tum disler var, kopek disleri boy gostermeye basladi yavastan.

eren-dis-18-aylik.gif

Emir’den farkli olarak daha kafasina buyruk bu kucuk adam… Neden bilmiyorum ama, yapmasini istemedigim seyleri inadina ve de gozumun icine bakarak tekrar tekrar yapiyor. Ailenin en kucuk cocuklari hep buyuklerinden farkli olur derler ya, acaba ben mi disiplini yumusattim diye dusunuyorum kendi kendime. Baska birkac ornekte taviz verdigim gibi… Mesela Emir’i 6 ayliktan sonra kendi kendine uyutmaya alistirmistim bir sekilde. Farber metodunun en atesli savunucusuydum. Esimle bu konuda catisiyor, onun vicdansizlik suclamalarina maruz kaliyordum. Eren’de ayni seyi yapamadim; birkac kere birakip cikma tesebbusum olsa da, onun edepsiz aglamalari ve yirtinmalari karsisinda pes ettim.  Bir de ustune ustluk elimi tutarak, tirnaklarimla oynayarak uyuma adeti edindi basima. Nasil vazgecirecegimi bilmiyorum bu huyundan, ama ote yandan cok da sikayetci de degilim bu durumdan biliyor musunuz? Nasilsa buyuyecegini bildigimden ve baska cocuk da dusunmedigimden, bu son bebeklik kaprislerine bir sekilde gonullu olarak boyun egiyorum sanki. Hatta bazen yatagima aldigim ve bebek kokusunu icime ceke ceke koynumda uyuttugum oluyor onu. Butun despotlugum Emir’eymis meger…

Acaba diger konularda da mi yumusakligimda faydalaniyor bilemiyorum. “Hayir” egitimine abisiyle basladigim zamanlarda basladim Eren icin de. Emir’de ise yarardi, ikiletmezdi lafimi cogu zaman. Ama Eren, birakin “hayir”lardan anlamayi, bulundugu ortamdan uzaklastirip kabahatini anlasin diye mama sandalyesine oturttugumda bile, bir yolunu bulup ordan kacmaya calisiyor asice. Tepetaklak yere dusmesin diye sandalyesinden cikardigimda ise, ayni noktaya donuyoruz sil bastan. Caresiz hissettigim zamanlar oluyor, mumkun oldugunca sakinlestirmeye calisiyorum kendimi.

Eren’imin de 2 yasini dodurup okula baslamasina az kaldi… 6 ay daha sunun surasinda. Yok bir daha bu keyif, bu guzellikler. Sinirlensem de, bazen saclarimi yolacak duruma gelsem de biliyorum ne kadar sansli bir konumda oldugumu, onlar 2 yasina gelene kadar evde kalip kendim ilgilenebilme hayalimi gerceklestirebildigim, ilk dislerini, ilk adimlarini, ilk “Anne” deyislerini bizzat yasayabildigim icin Tanri’nin ne kadar ayricalikli kullarindan oldugumu. Sukurler olsun…

Next Page »