inci-emir.jpg

eren-sozlugu.jpg

Amme, mam;…………………………….Anne (Abisinden duydugu sekilde ingilizce seslenmeye basladi bile)

Demdem;………………………………….Dedem

Emiy;……………………………………….Emir (Ilk ogrendigi kelimelerden biri tabi ki abisinin ismi oldu)

Du;………………………………………….Su

Dü;…………………………………………Süt

Düs;……………………………………….Juice (Meyve suyu)

Adio;……………………………………..Aciyor

Düttü;………………………………………Düştü

Va-vo;………………………………………Bravo

Te-gu;………………………………………….Thank you (Tesekkur ederim)

Biy;…………………………………………..Bir

Mayn;……………………………………….Mine (Benim! - abimizden ogrendigimiz ve yerli yerinde kullandigimiz bir diger kelime)

Ogrendigi kelimeler ve kendini ifade etmesi abisiyle paralel zamanli gidiyor. Tamamen uydurmaca uzun uzun bir anlatisi var ki derdini, hayran hayran dinliyorsunuz mimiklerini, jestlerini de izleyerek. Bir de bu adam abisinden farkli olarak sarki soyluyor ve de hangi sarkiyi soyledigini anlayabiliyorsunuz! Eee, o kocaman kulaklar bosuna degilmis demek…

Bu Pazar gunu, kis bitmeden son bir kar keyfi yapma amaciyla Pennsylvania’da Camelback dagina gidelim dedik. 2 saat mesafede guzel bir kayak merkezi burasi. Tabi bizim amacimiz kayak olamayacagindan cocuklarla beraber yapabilecegimiz snow tubing tesislerine gittik.

emir.jpg

Tek kisilik, iki kisilik ve aile boyu botlarda yokus asagi kayan ve cok eglenen insanlari gorunce bizim de ailece kayasimiz geldi. Tepede 15-20 dakika sira bekledikten sonra kendimizden son derece emin botumuza yerlestik. Aman Allah’im! Uzaktan o kadar basit ve eglenceli gorunen bu is daha yari yolda aklimi benden aldi goturdu! Yolun geri kalanini da cocuklari daha siki nasil tutarim uzerine nanosaniyelik acil durum planlariyla gecti. Bir ara Eren ve Serkan’i havalanmis sekilde gordum botun karsi kosesinde. Zaten roller coaster’larla da aram oldum olasi iyi degildir benim. Neyse ki kazasiz belasiz inisimizi gerceklestirdik te kendimi pistin kenarina atabildim kucuk oglumu da alip.

eren-inci.jpg
-
eren.jpg

Serkan ve Emir ise bu isten cok keyif aldilar. Hava kararana kadar defalarca kaydilar keyif cigliklari atarak.

snowtubing.jpg

emir-serkan-snowtubing.jpg

Bu haftasonu gezimizden anladim ki, pek yakinda ben bu oglan cocuklariyla (babalari dahil) basa cikamayacak duruma gelip bir saksi misali kenarda oturacagim onlar adrenalin keyfi yaparlarken. Yaslanmak bu olsa gerek, kabullenmem lazim bir sekilde…

serkan-emir.jpg

Bazen Emir’i okuldan almaya gittigimde boyle guzel surprizlerle karsilasiyorum bekleme holunde. Sinifca yaptiklari resimleriyle duvarlari susluyorlar ogretmenleri. Bize de, cocuklarimizi beklerken bos duvarlara bakmak yerine, nefis bir goz ziyafeti cekmek dusuyor.

emir-art-1.jpg

emir-art-2.jpg

emir-art-5.jpg

emir-art-3.jpg

Turkiye’de insanlar cocuklarini lahana gibi kat kat giydiredursun, kisin kapi disari cikarmaktan korksun, burada hava sartlari ne olursa olsun her zaman cocuklu insanlara rastlarsiniz sokaklarda. Annem bizi ilk kez ziyarete geldiginde, “Ne kadar cok cocuklu insan varmis Amerika’da” diyerek saskinligini dile getirmisti. Ama isin asli oyle degildi; cocuklu insanlar gunun her saati, her hava kosulunda sokaklarda oldugu, diger insanlar gibi hayatlarini devam ettirdikleri icin dikkatimizi cekmisti.

eren-inci.jpg

emir-serkan.jpg

Biz de gecen haftaki kar firtinasinin ardindan hem biraz hava almak hem de karlarla oynamak icin attik kendimizi disari. Park tiklim tiklimdi neredeyse, gunesi guren firlamis sanki. Ve de bilin bakalim parktaki en fazla giydirilmis, sarilip sarmalanmis cocuklar kimlerdi? Evet, kendimle tum mucadeleme, annemin dediklerinin tersini yapmama ragmen, genlerimde var lahana’cilik, ben ne yapayim…

emir-valentines-day.jpg

eren-18-aylik-album.jpg

Ama ne lokum! Kendi kendime nazar degdirecegim diye odum kopuyor! Son bir kac aydir aramizda iletisim de basladigindan beri bu kucuk adamla zaman gecirmeye doyamiyoruz biz. Abisine sorsaniz o bambaska cevaplar verir belki ama onlarin da iliskileri icin biraz daha zaman lazim, malum.

Henuz 4-5 kelimeden olusan haznesi ama birsuru mimigi, el, kol ve kafa hareketiyle kendini oyle guzel ifade ediyor ki benim kucuk lokumum. Cok yakinda “Eren sozlugu”ne de baslayacagiz; biraz daha cesitlensin kelimeler.

Kelimeler tek tuk ama disleri dizdi masallah. Abisinin dis sayisina yetismesine 4 arka azi kaldi! Asagidaki semadaki tum disler var, kopek disleri boy gostermeye basladi yavastan.

eren-dis-18-aylik.gif

Emir’den farkli olarak daha kafasina buyruk bu kucuk adam… Neden bilmiyorum ama, yapmasini istemedigim seyleri inadina ve de gozumun icine bakarak tekrar tekrar yapiyor. Ailenin en kucuk cocuklari hep buyuklerinden farkli olur derler ya, acaba ben mi disiplini yumusattim diye dusunuyorum kendi kendime. Baska birkac ornekte taviz verdigim gibi… Mesela Emir’i 6 ayliktan sonra kendi kendine uyutmaya alistirmistim bir sekilde. Farber metodunun en atesli savunucusuydum. Esimle bu konuda catisiyor, onun vicdansizlik suclamalarina maruz kaliyordum. Eren’de ayni seyi yapamadim; birkac kere birakip cikma tesebbusum olsa da, onun edepsiz aglamalari ve yirtinmalari karsisinda pes ettim.  Bir de ustune ustluk elimi tutarak, tirnaklarimla oynayarak uyuma adeti edindi basima. Nasil vazgecirecegimi bilmiyorum bu huyundan, ama ote yandan cok da sikayetci de degilim bu durumdan biliyor musunuz? Nasilsa buyuyecegini bildigimden ve baska cocuk da dusunmedigimden, bu son bebeklik kaprislerine bir sekilde gonullu olarak boyun egiyorum sanki. Hatta bazen yatagima aldigim ve bebek kokusunu icime ceke ceke koynumda uyuttugum oluyor onu. Butun despotlugum Emir’eymis meger…

Acaba diger konularda da mi yumusakligimda faydalaniyor bilemiyorum. “Hayir” egitimine abisiyle basladigim zamanlarda basladim Eren icin de. Emir’de ise yarardi, ikiletmezdi lafimi cogu zaman. Ama Eren, birakin “hayir”lardan anlamayi, bulundugu ortamdan uzaklastirip kabahatini anlasin diye mama sandalyesine oturttugumda bile, bir yolunu bulup ordan kacmaya calisiyor asice. Tepetaklak yere dusmesin diye sandalyesinden cikardigimda ise, ayni noktaya donuyoruz sil bastan. Caresiz hissettigim zamanlar oluyor, mumkun oldugunca sakinlestirmeye calisiyorum kendimi.

Eren’imin de 2 yasini dodurup okula baslamasina az kaldi… 6 ay daha sunun surasinda. Yok bir daha bu keyif, bu guzellikler. Sinirlensem de, bazen saclarimi yolacak duruma gelsem de biliyorum ne kadar sansli bir konumda oldugumu, onlar 2 yasina gelene kadar evde kalip kendim ilgilenebilme hayalimi gerceklestirebildigim, ilk dislerini, ilk adimlarini, ilk “Anne” deyislerini bizzat yasayabildigim icin Tanri’nin ne kadar ayricalikli kullarindan oldugumu. Sukurler olsun…

O kadar gezdik, guzel yerler gorduk, yedik, ictik, eglendik ama gelin gorun ki fotograf yok dogru duzgun… Cocuklardan akil mi kaliyor insanda. Ozellikle deplasmanda, aman biryere zarar vermesinler, aman bunu da almayi unutmayalim cikarken vs. derken kendimizi unutmadigimiza sukrediyoruz bazen.

Herneyse, gezimize donelim, gorsel materyal eksigini tarifle kapatmaya calisalim…

Cuma sabahi, yatak odalarimizi toparlayip boyacilara calisacak hale getirdikten sonra, “Hadi size kolay gelsin” diyerek ciktik evden. Ilk duragimiz Vermont’tu; benim cocuklarin dogumundan once 5 sene boyunca beraber calistigim, dunyanin en iyi patronu Sal, bizi, tasarim ve cizim asamasini beraber gerceklestirdigimiz dag evine davet etti bu haftasonu… 71 yasinda Sicilya kokenli ve tam anlamiyla kayak tutkunu olan Sal, artik zamaninin cogunu bu evde gecirip, ancak isi oldugu zaman New York’a iniyor. Bence de en iyisini yapiyor…

Ev sahiplerimiz Italyan asilli olur da o ev misafirle dolup tasmaz, ogunlerin her biri ziyafete, bir bayram yemegine donusmez mi? Bu haftasonu bize bunu yasattilar iste, butun Akdeniz sicakkanliligiyla.

dinner-at-sals.jpg

mornings-in-vermont.jpg

Cumartesi erkenden kalkip evlerinin arka bahcesi kadar yakin Bromley kayak merkezine gittik cocuklarla. Hava -5 derece civarindaydi ve gunluk guneslikti, super bir kayak havasi! Aslinda, dogruyu soylemek gerekirse bizim kayabilmek gibi bir beklentimiz yoktu bu geziden. Cocuklara kayak dersi aldirabilir, beraber karda oynayip yuvarlanabilirsek karli sayacaktik kendimizi. Iyi ki de beklentilerimizi olabildigince dusuk tutmusuz. Cunku daga ayak basar basmaz once Eren soguktan nefret edip avazi ciktigi kadar aglamaya basladi. Eren kucagimizda, cantalarimiz, esyalarimiz ellerimizde bir cocuklar icin kayak dersi alani, bir kayak kiralama odasi arasinda ilk 1 saatimizi ve tum enerjimizi harcadik. Biraz isinalim ve karnimizi doyuralim diye girdigimiz kafeteryada Eren uyuyakaldi. Serkan ve Emir ders saatine kadar kayaklarini ayarlattilar, giyindiler kusandilar derken, Emir bey birden kararini degistirip kayak ogrenmek istemedigine karar verdi… Birbiri ustune “Uykum var, diger cocuklari sevmedim, cok mutsuzum, korkuyorum…” gibi bahanelerle kucagimda uyuyan Eren’le sabit olan ben ve islemlerle ugrasmaktan basi gozu donmus Serkan’in son enerji kirintilari da boylelikle uctu gitti. “Bari resmini cekeyim kiyafetinle” dedigimde, yuzunun en mutsuz haliyle pozlar verdi bana… Eh dedik, demek ki henuz erken, seneye bir daha deneriz diyerek evin yolunu tuttuk. Kayak maceramiz da baslayamadan bitmis oldu.

mutsuz-kayakci.jpg

Pazar sabahi siki bir kahvaltidan sonra 4 saatlik Montreal yoluna koyulduk. Yol boyunca, otobandan degil de ara koy yollaridan gitmeyi sectigimiz icin inanilmaz bir gorsel solenle gecti yolculugumuz. Ne yazik ki bunlarin da hicbirini akil edip resimleyemedigimiz icin cok uzuluyorum simdi. Karlar altinda ciftlikler, herbiri en az yuzyillik Yankee kasabalari ve inanilmaz New England mimarisiyle vaktin nasil gectigini anlamadik.

Montreal’a vardigimizda aksamustu 4 oluyordu saat. Fazla vaktimiz olmadigindan mumkun oldugunca gun isigini yakalamak icin attik kendimizi disari. Gunlerden pazar oldugu icin heryer kapaliydi, turistik yerler bile. Uyumayan sehir New York’a alistiktan sonra insan cok yadirgiyor boyle seyleri. Hayalet sehir gibi hissediyorsun.  Ama bu kadar kisa bir sure icinde bile Avrupa’da gibi hissettik kendimizi. Insan cehreleri bile farklilasiyor, reklam panolarindaki yuzlerin bile Fransiz asilli odugu bariz. Cok sevdik, cok begendik Montreal’i. Kisin bu kadar sevdiysek, yazin Caz Festivali zamaninda ne oluruz bilemem, geri donmemeye filan kalkabiliriz. Ama yine de deneyecegiz, kararliyiz.

w-hotel-montreal.jpg

Pazartesi aksami 8 gibi evimizdeydik. Odalarimiz boyanmis, evimiz havalandirilmis bizi bekliyordu. O aksam hepimizi tatli bir yorgunlukla, yuzumuzde bir tebessumle uyuduk eminim…

Ne zamandir bir spor klubune yazilmayi dusunuyordum; Ne de olsa yaz geliyor caktirmadan, hazirlikli olmamiz lazim degil mi? Nereye baksam, nereye sorsam fiyatlar aylik $70-80′den asagi degil, bir de ustune baslama ucretiydi, depozitti derken rakamlar firladikca firliyor. Ama asil derdim bu da degil, bana lazim olan, Eren’i birkac saatligine birakabilecegim hatta ve hatta mumkunse spor klubunun icinde bir oyun odasi olmasi! Cok sey mi istiyorum Allah askina, bir anneye cok mu goruyorlar birazcik spor yapmayi, kosup terlerken stres atmayi?

ymca_logo.gif

Iste orada imdadima YMCA yetisti! Hem diger yerlere gore fiyati cok daha ucuz, hem ayni binada kullanabilecegim olimpik havuzu var, toksinlerimden kurtulabilecegim bir saunasi mevcut, hem az bir fiyat farkiyla cocuklarimi da uye yapip yuzme derslerinden ve daha bir suru aktiviteden faydalandirabilecegim, hem de su an bir kampanyadan faydalanip 120 dolarlik baslama ucretinden yirttim, hem otoparklari bedava, hem de 2 saate kadar ucretsiz cocuk baktiklari bir oyun odasi var! Daha ne olsun, bir tek bu bile yetmez mi sizce de? Cok keyiflendim cook, dunden beri Village People’dan “YMCA” sarkisini soyleyi geziyorum evde, cocuklar da beni taklit ederek pesimde!

Terzi kendi sokugunu dikemez misali, kendi evimi iyice bosladim bu aralar. Baskalarinin evleriyle ugrasmaktan basini kasiyamama durumu ya da “henuz cocuklar kucuk, biraz buyusunler, oyle…” gibi bahanelerle erteledigim ama artik canima tak ettiren bu duruma bir son vermenin zamani geldi de geciyor bile!

Cocuklarin yatak odasi ile basliyorum ise. Onumuzdeki hafta sonu Vermont’a yapacagimiz geziyi, dolayisiyla evde olmayacagimizi firsat bilerek boyaciyla anlastik bile! Zehirli VOC maddeler icermeyen ve kururken en az koku veren bir boya cesidi sectik oncelikle (Benjamin Moore Aura). Bebek odasi hazirlarken ayili mayili borduru olan duvar kagidi kullanmistik ama artik ikisi de bu safhayi gectiklerinden bu sefer daha sade, daha modern bir tema secmeye karar verdim. Su malzemenin guzelligine bakar misiniz? Insan hangisini sececegini sasiriyor ama benim gonlum su an bulutlardan yana…

wall-decal-clouds.jpg

wall-decal-birds.jpg

wall-decal-dino.gif

wall-decal-sea-turtle.gif

wall-decal-race-track.jpg

 

Butun bu “wall decals” yani duvar cikartmalarina su adresten ulasabilirsiniz; http://www.whatisblik.com/walldecals.html

Ustelik bazisi hic iz birakmadan cikarilip baska yerlere bile yapistirilabiliyor!

Hadi bakalim, hepimize kolay gelsin…

« Previous PageNext Page »