Dun North Caldwell, NJ’de bir eve gittim, ev sahibiyle gorusmek ve olcu almak icin. Gencti ev sahipleri, tas catlasa benim yasimda. Ilk evleriydi bu ve iki cocuklariyla beraber 4 kisilik bir aile olarak yasayacaklardi. Ev sehirden en az 1 saat uzaklikta, sakin, yine kendisi gibi mustakil evlerin oldugu bir bolgedeydi.

suburb.jpg

Hani sokaklarda bir Allah’in kuluna rastlayamayacaginiz, evde kac nufus varsa o kadar arabanin evin onune dizildigi suburb’lerden birinde. Amerika’ya ilk geldigimde biz de bir sureligine Long Island’da yasadik. Dusunun bir, evlenmissiniz, 5 gun sonra esiniz sizi arkasinda bir ormanin uzandigi issiz mi issiz, sakin mi sakin tek katli bir evde birakip ise gidiyor. O gunlerde vizyonda olan “Blairwitch project” filmi de zihninizde taptaze. Istanbul’un civil civilligindan sonra sudan cikmis baliga dondum ben o evde. Ve suburban yasam tarzina tepkim de iste boyle olustu. Amerika’da insanlarin nasil psikopat sapik veya seri katil olduklarini anladim. Allah’tan cok fazla oturmadik da oralarda, benim yogun israrlarim sonucu su an oturdugumuz Astoria, Queens’e tasindik. Manhattan’a 5 dakika mesafe, bitisik nizam 3 katli binalarin veya yuksek apartmanlarin oldugu, sokaklarinda insanlarin kaynadigi ve hatta bazen kedilerin bile goruldugu bir Yunan mahallesi bizimkisi.

astoria_brick_building.jpg

Sanki Kadikoy, Uskudar mahalleleri gibi bir doku, bir sicaklik. Buraya tasindigimizda tekrar nefes alabildigimi farkettim, kanim daha hizli akmaya basladi sanki. Oyle boyle 6 senedir oturuyoruz burda.

Ama dun gittigimiz kasabayi ve evleri bu sefer 2 cocuklu bir anne gozuyle gorunce artik daha farkli dusunmeye basladigimi anladim. Boyle bir evimiz olursa, cocuklarimin ayri ayri odalari ve hatta oyun odalari olabilecek, arka bahcesinde istedikleri gibi kosturabilecek ve hatta belki bir kopegimiz bile olabilecekti. Butun bunlarin beni heyecanlandirdigini farkettim. Bunca yildir, “Sehre yakin olalim, New York City’nin nimetlerinden yararlanalim” diyen ben, kendimi bahce duzenlerken, somine yakarken, bahcede kopeklerle guresirken filan hayal ederken yakaladim. Buyuk konusmamak lazimmis demek, sartlar insani tamamen aksi yonde dusundurtebiliyor. Sehre yakin oturmanin tek caresi bir apartman dairesi su an bizim icin. Okul bolgesinin de iyi olmasi cok onemli, 2-3 sene sonra bir de bu derdimiz baslayacak cunku. Ve ne yazik ki New York City public okullari icin de hic iyi seyler soylemiyorlar. Apartman dairesinde yasarsak cocuklarim bir odayi paylasmak zorunda kalacaklar, bahce, oyun parki desek, en yakinimizdaki, o da sansliysak, cocuk parkina goturecegiz onlari. Sehre yaklastikca yogunlasan gocmen nufus da endiselendiriyor beni. Binbir ulkeden binbir turlu insan mozaigi, ustelik cok da kaliteli bir yasam-kultur duzeyi sergilemiyorlar bana gore.

Iste dun bu karsilastirmalari yaparken buldum kendimi. Istanbul gibi bir sehirde buyumus bir insanin dusunceleri nasil olur da 180 derece degisir, hayretle bunu gordum kendimde. Ne diyelim, cok yakinda olmasa da, onumuzdeki gunler gosterecek ne yapacagimizi, ne karar verecegimizi. Hayirlisi…