Sevgili okurlar,

Benim dunyalar guzeli, bir o kadar da catlak bir kuzenim var, Nilufer. Kendisi bir sureligine gorevli olarak Amsterdam’da yasiyor, sanirim 1 sene kadar surecek bu. Kendisine bir blog acmasi ve deneyim ve maceralarini yazmasi konusunda telkinlerim sonucsuz kalinca, bana yazdigi emailleri ve gonderdigi resimleri Aslan ile Kaplan’in misafir sanatcisi olarak yayinlamaya karar verdik beraberce. Buyrun, hep beraber gorelim benim minik kupeli kedimin gozunden Amsterdam’i.

nilufer1.jpg

1. gun;
Genc kiz hayatinda yeni bir sayfa acmis, tum yasananlari geride birakmis ve laleler ulkesine dogru yola cikmisti. Orada kendisini renk renk lalelerin karsilayacagini saniyor ve fena halde yaniliyordu.
Duygusal ezikligin verdigi musmula bir suratla Shiphol havalimanina indi. O aksam sehrin guzelligi karsisinda buyulendi ve “Ulen iyi ki geldim” diye kibarca kendi kendine soylendi. Netekim bu saatten itibaren hep kendi kendine konusacakti. Bu saskinlikla odasinin penceresinin olmamasi ilk basta gozune carpmasa da ilerleyen gunlerde afakanlar basmasina hatta afakanin kendisi olmasina yol acacakti. Ama yazar sizi bu detaylarla ertesi gunlerde bogmayi planliyor…

2. gun;
Sabahleyin iceri giremeyen gun isigina kufrederek uyanan genc ve guzel kizimiz ne giyecegine karar veremeden disari firlamak suretiyle metro duragina kosturdu. Bu esnada cimbom sokagindan gecmesi (gay ve lezbiyenlerin sokagi) “Allahim yoksa ben de cinsiyet mi degistirdim?!” panigine yol acsa da bu durumu cabuk atlatti. Super zeka dutchmenlerin metro ticketlarini cozmeye calisirken ufak capta kriz gecirse de (efenim sek sek gibi birsey 2 bosluk atla 3 bastir felan gibi kurallari var) sag salim yeni calisacagi yuvasina ulasti. Banka her yerde gorulecegi uzere yagliboya yaparken fircayi bandirdiginiz suyun kivaminda bir berraklikta olan muhtesem bir derenin uzerinde saliniyordu. Genc kiz ilk goruste Banka’ya asik oldu.

3. ve 4. gun;
Bugunlerde tamamen sehri kesfetmeye calissa da genelde kaldigi oteli mihenk tasi aldigi icin surekli anlamsiz yaylar cizerek gitmek istedigi yere gidebiliyordu henuz kanallarin etrafin cevreleyen sokaklarin gizemini cozememisti. Ustelik yeni bir oyuncagi vardi: Cranberryyy… Sonunda onun da havali bir berry’si olmustu ama heyhat kullanmayi bilmiyordu ve de bu durum onu cok sinirlendiriyordu, ustelik burdan arayan da yoktu .. Aksamlari otel odasina girmemek icin sokaklarda surtmekten gozlerinin altinda morluklar olusmaya baslamisti ama gene de mutsuz sayilmazdi. Ustelik bir arkadasi sayesinde kanallarin etrafinda motorsiklet gezisi bile yapmisti ki cok havali bir durumdu; Ancak tum bu iyi arkadaslar haftasonunda Amsterdam’da olamayacaklarindan haftasonu yaklasatikca genc kizin gerilimi de artmaya basladi. Isyerinde bazi saksilar vardi ve de bunlarin suyunun hergun degistirilmesi gerekiyordu, yeterince iyi sulanmadiklari icin hatta bazilari kurumustu.

nilufer3.jpg

Haftasonu;
Amsterdamdaki ilk haftasonu gelip catmisti ama genc kiz da artik cok yorgundu; havanin 26 derecelere cikmasi ile kendini sokaklara atti; baldiri ciplak ingilizler ve hollanda ahalisi de cayir cimen asfalt ne varsa sere serpe yerleydeydiler. Kanallar, sandallarin ve buyuk motorlarin carpismasina sahne oldu. Bu kanli savastan mavi yakalilar zaferle cikmislardi; aksam bunu red light adinda bir sokakta kutladiklari haberi tum cevreye yayilsa da gitmeye cesaret eden olamadi. Onun yerine kirmizi i-pod kulaginda cool bir edayla sehir gezildi hatta guneslenildi. Bir sokak kafesinde canli muzik dinleyerek kanal manzarasinda icildi ve gece bir Italian restoraninda son buldu. (all by myself). Pazar gunu itibariyle artik damardan turk dizisi felan seyretmeden kendine gelemeyecegi asikar olan genc kiz en yakin digiturk’u olan eve dalarak ev sahiplerini rehin aldi ve otura otura (t yi s ile degistirmek serbest) “Sarki soylemek lazim” adli ultra bohem eglence programini seyrederek rahatladi; kendine geldi.

“The first day of the rest of my life”; Sanirim Rasmus adli bir grubun sarkisi vardi bu sozlerle, nedense kafamda cinliyor bu gunlerde…

Iste boyle arkadaslar, siz siz olun elin alemin ulkesine bir havayla gelmeyin, Nisantasinda ezik ezik turku cigiran koylu durumuna dusmeyin.

Hersey guzel olacak…

Imza:
Gamli Baykus