September 2007


Evet evet, bazen aynen boyle hissediyorum kendimi, daha dogrusu 10 gunde bir. Kendime ait 20 tanesi yetmiyormus gibi, 40 taneyi daha ustlendim vazife olarak. Uslu dursalar, belki bu kadar sikayetci olmazdim ama 10 gunde bir tekrarlanan rituelimiz “Ne versem de oyalansa”, “Ya cok derin kesersem” ya da “Allah’im ne olur oynatmasin ben tam keserken!” stresiyle gerdikce geriyor beni. Ama kesme islemi bittikten sonra ellerini ayaklarini temizleyip onlari opmek var ya, iste o da benim mukafatim. Bunca zahmetin bir odulu olmali degil mi? Cok hakediyorum valla…

Benim Eren oglum artik yuruyor… Hem de oyle boyle degil, tam gaz, son derece dengeli. Tutabilene askolsun. Arkasina bile bakmiyor, ipini koparmis gibi basip gidiyor kucuk adam. Dusmeler olmuyor degil tabi, kafada, yuzde ufak tefek morluklar, kizarikliklar her daim mevcut. Ama cabuk kapti bu isi, acelesi var sanki buyumek icin, buyuyup abisiyle oynayabilmek icin.

Dis cikarmaya uzun bir sureligine ara vermisti, gecen hafta bu arayi kapatmaya calisircasina 4 dis birden cikardi; 2 tanesi de azi disi… Toplamda 10 disimiz var simdi.

Cok net olmasa da “anne, baba, Emir” diye sesleniyor bize bu kucuk cok bilmis. Hatta duymadiysak onu, o gur sesiyle bir duyuruyor ki kendini.

Abisiyle beraberken mutlulugunu gormeniz lazim; Ona yaransin diye yapmadigi sevimlilik, yalakalik kalmiyor. Yan gozle hep abisini izliyor, onu taklit ediyor ses ve hareketleriyle. Abisi birseye gulmeyegorsun, bizimki de yapmaciktan bi kahkaha kopartiyor! Ama bazen fazlaca cosup abisinin oyununu bozuyor veya ustune abaniyor ki o zaman da kizilca kiyamet kopuyor; biz yetisene kadar bir iki tane yapistiriyor abisi. Uzuluyoruz bu duruma ama dogal bir surec oldugunu kabullenip mumkun oldugunca zararsiz atlatmak icin dualar ediyoruz.

Itiraf ediyorum ki, bu aralar kafam bambaska yerlerde, blog mlog gormuyor gozum. Butun davetlere ragmen, bu gune kadar direnmis oldugum Facebook cemaatine, ben de katilmis bulunuyorum… Ay neymis bu boyle… Yuzyillardir aklima bile gelmeyen eski tanidiklarimi, arkadaslarimi yaslanmis, coluklu cocuklu halleriyle gormek beni aldi goturdu benden. Veya, sen bilmem kimi nerden taniyosun, o benim mahalle arkadasim!, seninki kac yasinda, saclarin nereye gitti, esin pek guzelmis filan gibi karsilikli sasirmali yorumlarla geciyor gunlerim bu aralar. Beni mazur gorun birkac gunlugune, hevesim birazcik gecsin, heyecanim durulsun geri gelicem! Ha bu arada, herkese tavsiye diyorum Facebook’u, bakalim siz kimlerle karsilasacaksiniz…

Bu sene Emir’in dogumgununu okulda verdigi bir partiyle kutladik. Ogle yemeginde arkadaslarina tavuk ve patates kizartmasi ismarladi, arkasindan cikolatali pasta ve sut ikram etti.

Kutlamalar bununla bitmedi tabi ki, aksam en iyi arkadasi Tara’yla yemege ciktilar. Restoranin tirmanmadik ve ziplanmadik yerini birakmadilar.

Pazar aksami ise bu sefer ust kat komsumuz Edwin, elinde bir pasta ve hediyelerle cikageldi. Emir bilmem kacinci kere mumlarini ufledi, sarkisini soyledi. Daha sonra bizlere kucuk Emir ve ailesi de katildi ve bizimki mutluluktan havalardan inmedi.

Dogum gunun kutlu olsun bebegim, insallah hep boyle sevdiklerinle, dostlarinla tekrar tekrar kutlarsin dogumgunlerini, hep sevilir, hep simartilirsin…

emirs-3rd-birthday-1.jpg

emirs-3rd-birthday-2.jpg

Bugun ayrica blog’umuzun da 1. dogumgunuydu!

Aslinda sicagi sicagina yazmanin tadi bir baska olacakti. Ama asagida da belirttigim teknik arizadan (!) oturu kisa bir ozet gecmekle yetinecegim yaptiklarimizdan. Inanin insanda heves birakmadilar, soguttular beni blog isinden.

Gittigim ilk hafta hem goz ameliyati olup hem de disci isimi halletmeye calistigimdan uzunca bir sure kanli gozler ve de sisip morarmis bir ceneyle gezdim; discimin yaptigi ignelerden biri yanagimda bir damara denk gelince yumruk yemis bir hale gelen ve sisip curuyen sol yanagim ve de gozlerim ilk gunlerime renk katti adeta…

Eski dostlarimla biraraya geldik mumkun oldugunca.

suada.jpg

ebush-larda.jpg

sevil-gulfem.jpg

Dugunden iki gun once Uskudar Cinili Hamam’da kina gecesi yaptik. Keselendik, yedik, ictik ve de gobek attik karsilikli.

gelin-hamami1.jpg

gelin-hamami2.jpg

gelin-hamami3.jpg

gelin-hamami4.jpg

Dugun tek kelimeyle harikaydi. Uskudar’da karsimizda nefis bogaz ve kopru manzarasiyla, yanimizda ozledigimiz dost ve akrabalarimizla cok keyifli bir aksam gecirdik. Eren derin bir uykuya daldi ve gecenin sonuna kadar hic uyanmadi o gurultuye ragmen. Biz de firsattan istifade Emir’le kurtlarimizi doktuk.

inci-emir-dugunde.jpg

dugun2.jpg

dugun3.jpg

dugun1.jpg

En az gelin ve damat kadar biz de haketmistik balayini. Ver elini Bozcaada dedik, ve de ne iyi ettik. Asik oldum Bozcaada’ya, cok gonulsuzdu donusum. Hayatta en sevdigim kadinlarla beraber en guzel tatillerimden birini gecirdim.

bozcaada-sokaklari.jpg

bozcaada-ayazma1.jpg

bozcaada-ayazma2.jpg

bozcaada-marti-restoran.jpg

bozcaada-eren.jpg

Az kalsin unutuyordum, son 2 haftadir Eren yuruyor! Abisiyle bir olup ortaligi birbirine katmaya basladi bile!

Sicak havalardan firsat buldukca Istanbul’u gezdik. Eminonu’nde balik ekmek yedik, Arkeoloji muzesini gezdik.

eminonu-balik-ekmek.jpg

emir-arkeoloji.jpg

Vapurdan gun batimini seyrettik martilara simit atarak.

emir-vapurda.jpg

Emir fotografci olmaya karar verdi…

emir-foto-cekerken.jpg

emir-ilk-fotolar.jpg

Ya da doktor, henuz birazcik kararsiziz.

emir-doktor.jpg

Ve uzun zaman sabirsizca beklenen, buna ragmen bir o kadar hizli gecen bu tatilimizden buruk bir gulumseme kaldi dudaklarimizda. Havaalanlarinda, ucakta 10 kusur saat boyunca cekilen tum eziyetler, saat farkina alisma devresinin zahmetleri, hepsi cesnisi oldu gecirilen bu guzel anlarin. Bir daha ne zaman gidebiliriz, kavusuruz yine sevdiklerimize bilinmez. Ama simdi ceplerimizde dolu dolu anilar, sevgiyle simartilmis yureklerimizle rutinimize geri donmeye calisiyoruz, hayatin bir sureligine erteledigimiz acimasizlik ve zorluklarina…

  

Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar… Dun ayak bastik New York’a.

Blogumuzda da zorunlu bir ayriliktan sonra nihayet huzurlarinizdayiz. Ama Turkiye cephesinde durum hala degismedi, Turk Telekom’un WordPress’e uyguladigi sansur hala devam ediyor. Ilk gunler, gecici birsey oldugunu sandik, WordPress’teki bloglardan birindeki uygunsuz birsey icin kapatilmistir dedik, karsimiza cikan “T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.” yazisini hergun karsimizda bulmaktan usandik da usandik. Sonra isin arkasindan Adnan hoca’cilar cikti. Ne idugu, ne halt karistirdiklari belli olmayan bu adamlara hergun kac posta kufur etsem yine de sinirim gecmedi. WordPress bloglarindan birinde bu adamlarin ipligini pazara cikaran yazilardan oturu, avukatlariyla once WordPress’e basvurup o blogu kapattirmaya calismislar, ama adamlar dogal olarak kaale almayinca, bu sefer guclerinin yettigi Turk Telekom uzerinden engelleme yoluna gitmisler. Bir de utanmadan gazetelerde basin bultenleri yayinlandi, yok efendim Ataturkculuk’e karsi saldirilar varmis da, bunlar o yuzden harekete gecmisler de bilmem ne… Karsi dava acmak geldi icimden, benim de basima bela olurlar diye vazgectim. Neyse… Tasinacak yeni bir adres bakiyoruz simdilik…