Zaten buruklugu yetmezmis gibi ayri gecen bayramlarimizin, dun aksam yasadiklarimiz uzerine tuz biber oldu…

Aksam yemegine hazirlanirken, birden kotu bir carpma sesi ve Eren’in aglamasiyla salonda bulduk kendimizi. Ilk gordugum alnindaki kirmizi-mor cizgiydi. Boyle anlarda dizlerimin bagi cozulur benim, aklim gider yerinden. Allah’tan Serkan sogukkanlilikla buz torbasini bulup alnina tutmaya basladi bebegimin. Omrumde bu kadar hizli ve bu kadar buyuk bir sislik daha gormedim ben. Yarilmasina, dikislik olmasina ramak kalmis alninin. Apar topar Acil’e gittik hemen. Enfeksiyon kapmamasi icin antibiyotik krem ve agri kesici verdiler; kusma, bilincsizlik, vs. olursa geri getirmemizi soyleyip yolladilar bizi. Eve geldigimizde nesesi yerine gelmisti bile bebegimin, abisiyle kostular oynadilar, sonra da uyku saatinde uyudu bir guzel. Gece 2 sularinda birden kusmaya basladi, yataktan nasil firladigimizi bilmiyorum bile. Hemen hazirlanip babasiyla beraber Acil servis’in yolunu tuttular. Orada hemen Cat scan’e almislar yavrumu. Ve sonra sonuclarini beklemeye basladik, ben de telefonun basinda. Kendimi hic bu kadar caresiz, bu kadar zavalli hissetmemistim; kimsenin basina gelmesin boyle seyler… Bu arada birkac kez daha kusmus Eren hastanede. Neyse ki sonuclar temiz cikmis, eve gonderdiler bir sure sonra, kusmalar 3-4 kereyi gecerse tekrar getirmemiz sartiyla. Sok gecirdigi icin kusuyormus meger, darbenin siddetiyle.

Bu sabah, bayram sabahi yani, Eren bir kere daha kustu. Bir daha tekrarlamadigi icin goturmedik Acil’e. Doktoruyla konustuk, bol bol sivi vermemizi onerdi, sut haric. Su an aksamustu oldu, uyuyor bebegim icerde yorgun dusmus… Umarim atlatmistir artik soku. Bir bayrami da boyle kutlamis olduk, yuregimiz agzimizda, tadimiz buruk…