February 2008


Bazen Emir’i okuldan almaya gittigimde boyle guzel surprizlerle karsilasiyorum bekleme holunde. Sinifca yaptiklari resimleriyle duvarlari susluyorlar ogretmenleri. Bize de, cocuklarimizi beklerken bos duvarlara bakmak yerine, nefis bir goz ziyafeti cekmek dusuyor.

emir-art-1.jpg

emir-art-2.jpg

emir-art-5.jpg

emir-art-3.jpg

Turkiye’de insanlar cocuklarini lahana gibi kat kat giydiredursun, kisin kapi disari cikarmaktan korksun, burada hava sartlari ne olursa olsun her zaman cocuklu insanlara rastlarsiniz sokaklarda. Annem bizi ilk kez ziyarete geldiginde, “Ne kadar cok cocuklu insan varmis Amerika’da” diyerek saskinligini dile getirmisti. Ama isin asli oyle degildi; cocuklu insanlar gunun her saati, her hava kosulunda sokaklarda oldugu, diger insanlar gibi hayatlarini devam ettirdikleri icin dikkatimizi cekmisti.

eren-inci.jpg

emir-serkan.jpg

Biz de gecen haftaki kar firtinasinin ardindan hem biraz hava almak hem de karlarla oynamak icin attik kendimizi disari. Park tiklim tiklimdi neredeyse, gunesi guren firlamis sanki. Ve de bilin bakalim parktaki en fazla giydirilmis, sarilip sarmalanmis cocuklar kimlerdi? Evet, kendimle tum mucadeleme, annemin dediklerinin tersini yapmama ragmen, genlerimde var lahana’cilik, ben ne yapayim…

emir-valentines-day.jpg

eren-18-aylik-album.jpg

Ama ne lokum! Kendi kendime nazar degdirecegim diye odum kopuyor! Son bir kac aydir aramizda iletisim de basladigindan beri bu kucuk adamla zaman gecirmeye doyamiyoruz biz. Abisine sorsaniz o bambaska cevaplar verir belki ama onlarin da iliskileri icin biraz daha zaman lazim, malum.

Henuz 4-5 kelimeden olusan haznesi ama birsuru mimigi, el, kol ve kafa hareketiyle kendini oyle guzel ifade ediyor ki benim kucuk lokumum. Cok yakinda “Eren sozlugu”ne de baslayacagiz; biraz daha cesitlensin kelimeler.

Kelimeler tek tuk ama disleri dizdi masallah. Abisinin dis sayisina yetismesine 4 arka azi kaldi! Asagidaki semadaki tum disler var, kopek disleri boy gostermeye basladi yavastan.

eren-dis-18-aylik.gif

Emir’den farkli olarak daha kafasina buyruk bu kucuk adam… Neden bilmiyorum ama, yapmasini istemedigim seyleri inadina ve de gozumun icine bakarak tekrar tekrar yapiyor. Ailenin en kucuk cocuklari hep buyuklerinden farkli olur derler ya, acaba ben mi disiplini yumusattim diye dusunuyorum kendi kendime. Baska birkac ornekte taviz verdigim gibi… Mesela Emir’i 6 ayliktan sonra kendi kendine uyutmaya alistirmistim bir sekilde. Farber metodunun en atesli savunucusuydum. Esimle bu konuda catisiyor, onun vicdansizlik suclamalarina maruz kaliyordum. Eren’de ayni seyi yapamadim; birkac kere birakip cikma tesebbusum olsa da, onun edepsiz aglamalari ve yirtinmalari karsisinda pes ettim.  Bir de ustune ustluk elimi tutarak, tirnaklarimla oynayarak uyuma adeti edindi basima. Nasil vazgecirecegimi bilmiyorum bu huyundan, ama ote yandan cok da sikayetci de degilim bu durumdan biliyor musunuz? Nasilsa buyuyecegini bildigimden ve baska cocuk da dusunmedigimden, bu son bebeklik kaprislerine bir sekilde gonullu olarak boyun egiyorum sanki. Hatta bazen yatagima aldigim ve bebek kokusunu icime ceke ceke koynumda uyuttugum oluyor onu. Butun despotlugum Emir’eymis meger…

Acaba diger konularda da mi yumusakligimda faydalaniyor bilemiyorum. “Hayir” egitimine abisiyle basladigim zamanlarda basladim Eren icin de. Emir’de ise yarardi, ikiletmezdi lafimi cogu zaman. Ama Eren, birakin “hayir”lardan anlamayi, bulundugu ortamdan uzaklastirip kabahatini anlasin diye mama sandalyesine oturttugumda bile, bir yolunu bulup ordan kacmaya calisiyor asice. Tepetaklak yere dusmesin diye sandalyesinden cikardigimda ise, ayni noktaya donuyoruz sil bastan. Caresiz hissettigim zamanlar oluyor, mumkun oldugunca sakinlestirmeye calisiyorum kendimi.

Eren’imin de 2 yasini dodurup okula baslamasina az kaldi… 6 ay daha sunun surasinda. Yok bir daha bu keyif, bu guzellikler. Sinirlensem de, bazen saclarimi yolacak duruma gelsem de biliyorum ne kadar sansli bir konumda oldugumu, onlar 2 yasina gelene kadar evde kalip kendim ilgilenebilme hayalimi gerceklestirebildigim, ilk dislerini, ilk adimlarini, ilk “Anne” deyislerini bizzat yasayabildigim icin Tanri’nin ne kadar ayricalikli kullarindan oldugumu. Sukurler olsun…