August 2008


Ben bu Bozcaada’yi nasil anlatsam bilmem ki. Her gelisimde kalbimin yarisini biraktigim, bana ait olsun istedigim, ona ait olmak icin can attigim bu ada nasil anlatilir ki haksizlik etmeden.

Sabahlarina sakizli kahvesiyle ve yerel dergisi Adaposta ile basladigim Lisa’nin kahvesinden mi soz etmeli once…Sonra dunyalar guzeli kedilerinden mi bahsetmeli uzun uzun, sanslarina mi imrenmeli balikcilari mesken edinenlerin…Habbele koyundaki Mitos beach’in keyfinden dem vurmali sonra, feslegen kokulu cardakaltinda yedigimiz mitolojik tatlari saygiyla anip.Hazir laf yemekten acilmisken, Marti restoran’in marine levregini de yadetsek soyle, yaninda asma yapraginda keci peyniri, kabak cicegi dolmasi ve de deniz borulcesiyle.
Ustune de komsu Barali’de tattigimiz envai cesit ev yapimi likorlere selam gondersek. Favorim sakizli olani, bu da boyle biline.
En sona da en can alicisini saklasak bu adanin cevherlerinin; Potente burnunda deniz feneri ve ruzgar gullerinin isligi esliginde gorup gorebileceginiz en mistik gun batimini. Burnun asagisinda yan gelip yatmis tanker batiginin da yadsinamaz payini vurgulasak bu esrarengiz atmosferde.
Sanirim bu kadari biraz fikir vermistir size…
Ben bu adaya gelmeden once bilmezdim iflahsiz bir islomanyak oldugumu. Ogrendim…

Şiüt;……………………………….Süt

Şiu;……………………………….Su

Nerkan;……………………………Serkan (Babamiz cok bozuluyor bu ise)

Emfink;…………………………….Emzik

Iyo;…………………………………Uyuyor

Domuna;………………………….Dondurma

Caama;……………………………Kucagima (Aslinda kucagina al demek istiyor)

Kamimi;…………………………..Come with me (Benimle gel)

Ayavyu;…………………………..I love you (Seni seviyorum)

Baniii:…………………………….Funny (Komik)

Dibidi:……………………………DVD

Bede;………………………………Kedi

Mamum;…………………………Maymun

Bebebek;…………………………..Kelebek

Füj;………………………………….Fil

Goya;……………………………….Dora (The Explorer, cizgifilm karakteri)

Aslinda bu post’un tarihi 12 agustos olmaliydi ama geriden geliyoruz ne yazik ki!

Gecen sene oldugu gibi bu sene de Eren’in dogum gunu Turkiye tatilimize denk geldi. Aileler biraraya toplandi bu vesileyle ve de 1 kere degil tam 3 kere mum ufledi bizim kucuk kaplan. Nice senelere benim kucuk oglum, seni cok seviyoruz.

Emir ile dogumgunlerinin arasinda 1 ay olmasindan ve de o sirada Turkiye’de olamayacagimizdan pastalar hep ikisi, hem aslan hem de kaplan icindi. O mumlar kac kere uflendi, kac kere tekrar yakildi, ben sayamaz oldum artik.

Bakiniz simdi… Mayis’in 19’unda anneannemiz bizi ziyarete geldi New York’a. E bundan onceki ziyaretlerinde kadincagiz bizim aslan ile kaplanin dogumlarina geldiginden gezmeye gormeye pek de firsati olmamisti buralari. Dolayisiyla, annemin gelisiyle biz de tatilimizi ilan ettik ve basladik gezmeyeee.

Iki cocukla gezme ivme ve hizimizi tahmin edersiniz artik. Ama hicbirsey yildiramadi bizleri.

Emir’in okuldan bir arkadasinin dogumgunu icin Queens County Farm Museum’da toplandik bir cumartesi. Minik cowboy’lar ve cowgirl’lerden gecilmiyordu ortalik.

Ardina bile bakmadan kacan su kucuk serseriye bakar misiniz?

$8,000’i cebime atip kosarak uzaklastim olay mahallinden!

Son hafta ver elini Miami… Kaldigimiz yer 31. kattaydi ve inanilmaz bir manzarasi vardi.

Bir gunumuzu ayirip Everglades National Park’a safari(!)ye gittik ama tembel birkac timsahtan baska pek birseye rastlayamadik.

Boyumuz kadar seker kamisli, fizik kurallarina karsi koyan mojitolarimizi devirmemeye calisarak icerken bir yandan da aslan ile kaplani zaptetmeye calismak efor gerektiriyordu inanin…

Bu kadar ara verip sonra retrospektif postlar yazmak da ayrica bir efor sarfettiriyor adama. Daha gelecek postlarda Emir’in mezuniyeti, “Biz Turkiye’de neler yaptik?”, Eren’in 2. dogumgunu kutlamalari, “Vicdansiz annenin Amsterdam kacamagi”, “Ruhsuz anne-babanin Bozcaada tatili” gibi yazilar ve fotolar koymam lazim; Hadi bakalim klavyeme kuvvet!