Ben bu Bozcaada’yi nasil anlatsam bilmem ki. Her gelisimde kalbimin yarisini biraktigim, bana ait olsun istedigim, ona ait olmak icin can attigim bu ada nasil anlatilir ki haksizlik etmeden.

Sabahlarina sakizli kahvesiyle ve yerel dergisi Adaposta ile basladigim Lisa’nin kahvesinden mi soz etmeli once…Sonra dunyalar guzeli kedilerinden mi bahsetmeli uzun uzun, sanslarina mi imrenmeli balikcilari mesken edinenlerin…Habbele koyundaki Mitos beach’in keyfinden dem vurmali sonra, feslegen kokulu cardakaltinda yedigimiz mitolojik tatlari saygiyla anip.Hazir laf yemekten acilmisken, Marti restoran’in marine levregini de yadetsek soyle, yaninda asma yapraginda keci peyniri, kabak cicegi dolmasi ve de deniz borulcesiyle.
Ustune de komsu Barali’de tattigimiz envai cesit ev yapimi likorlere selam gondersek. Favorim sakizli olani, bu da boyle biline.
En sona da en can alicisini saklasak bu adanin cevherlerinin; Potente burnunda deniz feneri ve ruzgar gullerinin isligi esliginde gorup gorebileceginiz en mistik gun batimini. Burnun asagisinda yan gelip yatmis tanker batiginin da yadsinamaz payini vurgulasak bu esrarengiz atmosferde.
Sanirim bu kadari biraz fikir vermistir size…
Ben bu adaya gelmeden once bilmezdim iflahsiz bir islomanyak oldugumu. Ogrendim…