Neredeyse 10 senedir yasiyorum New York’ta. Ve hemen hemen her gun yeni birseyler kesfediyor, yeniden tutkuyla baglaniyorum bu sehire. Bazen beni de yormuyor degil bitip tukenmek bilmeyen enerjisi ve acimasiz temposuyla. Ama benim icin bu sehri cazip kilan, “neden buradayim?” sorularima en okkalisindan cevap olan anlar beni hem fiziki hem de manevi olarak ayakta tutuyor, heyecanimi tazeleyip yola devam etmemi sagliyor.
Bu kesiflerimden bazilarini sizlerle paylasmaya karar verdim bundan sonra. Hem kendime “gelen misafirlerimi buraya kesin getirmeliyim!” konu baslikli bir rehber olsun, hem de yolunuz duserse ugrayin, benim gozumden New York’u gorun istiyorum.

Blogumuzu takip edenler, Brooklyn’e olan zaafimi da bilirler. O yuzden Brooklyn’den, su an sanatcilarin gozde yerlesim bolgesi Red Hook’tan baslamak istiyorum kesiflerimi aktarmaya.

STEVE’S AUTHENTIC KEY LIME PIE

Once koselerde boyle isaretlere rastladim gezinirken. “Key lime pie” yani Florida Keys’e ozgu bir limon cesidiyle yapilan ve benim en favori tatlilarimdan birinin buralarda ne aradigini dusundum. Taze limonlari sikarak yapilmasi gerektiginden once biraz supheyle yaklastim olaya. Ama isaretleri takip etmekten de kendimi alamadim…

Isaretler beni terkedilmis gorunumlu bir antrepoya goturdu, iyice meraklandim.

Bitisigindeki serayi kendi tropikal bahcesi gibi duzenlemis ve masalar koymuslar. Ufak bir selale bile vardi bitkilerin arasinda.

Icerisi ise bir baska alemdi. Antrepolar artik islevini yitirdiginden buralari bolumlere ayrilip cesitli meslek sahiplerine kiralanmis. Steve’in yaninda bir oto yedek parcacisi vardi mesela.

Uzatmadan soylemeliyim ki, omrumde yedigim en guzel key lime pie ile tanistim burada. Florida Keys’de bile bu kadar tazesini ve mis kokulusunu yememistim. Sahibinin dogma buyume Florida’li oldugunu ve 25 yildir bu isi yaptigini da eklemeliyim.

Fotograflar buradan ve buradan, daha fazla bilgi icin de buraya tiklayabilirsiniz!

Yine gunlerden bir gun, evde araliksiz kuduran aslan ile kaplani biraz sakinlestirip, biraz da kafami dinlemek icin ciktigim gezilerimden birinde, bu kucucuk olaganustu guzellikte dukkana rastladim:

SAIPUA

10 yildir zeytinyagiyla kendi ozel formullerinden sabunlar yapan kucuk bir aile sirketi Saipua.

Bunun yani sira, ortaklarindan Sarah’nin muthis zevkiyle yapilan cicek aranjmanlari da satiliyor dukkanda. O gun kafasina ne esiyorsa, neyin mevsimiyse, o gunku ruh haliyle yapiyor bu aranjmanlari, sansiniza ne denk gelirse.

Online satis ta yapiyorlar, haberiniz olsun. Fotograflar ve daha genis bilgi buradan

Yazin son gunlerinden birinde, sanirim Red Hook’ta yeni acilan Ikea’dan donerken maaile, hafif bir ruzgarla ucusan uzun beyaz perdelerini gorduk ilk. Sanki eski zamanlardan kopmus gelmis, butun cephesini olusturan ince uzun pencere-kapilari ve  zarif detaylariyla buram buram romantik bi yaz aksamustunu cagristiriyordu bu cafe-bar.

BOTANICA

(Photo credit)

O gun cocuklarla beraber oldugumuz icin bu yeni mekani denemeye firsatimiz olmadi ama web sayfalarinda okudugum kadariyla lokal meyve ve catilarinda yetistirdikleri bitkilerle ozel hazirladiklari likorler ve kokteyllerle nam salmaya baslamis bile. En kisa zamanda denemek niyetindeyim havalar sogumadan iyice.

Fotograflari bu sayfadan aldim, burasi da kendi siteleri.