November 2008


* Benim kucuk Diego’m

Hani kiz cocuklari bir donem prenseslere takar ya, okula bile oyle giyinip gitmek isterler, hatta o kilikta uyurlar bile… Kendi kendime diyordum ki, “Iyi ki erkek cocuklarim var, en azindan bu gibi prenses sendromlari yasamayacagiz..” Buyuk konusmusum… Cevreleri bu idol karakterlerle o kadar kusatilmis ki, sonunda biz de “Diego sendromu”na yakalandik! Diego da kim dediginizi duyar gibiyim, hani su koca kafali Dora var ya, hah iste, onun yari Ingilizce, yari ispanyolca konusan, hayvan kurtaricisi kuzeni. Amazon ormanlarinda yasiyor kendisi ve zor durumda kalan hayvanlari kurtariyor canla basla. En buyuk yardimcisi da, resimde de gorulecegi uzere dostu “baby jaguar”.
Halloween civarlarinda basladi once, ben de gecer gider sandim hevesini. Evde Diego’nun kiyafetlerine benzer ne varsa topladik, sirt cantasini filan carpraz takmaya basladi aslina uygun olsun diye. Saatini buldu getirdi bir yerlerden, taktirdi koluna. Gulduk gectik o aralar. Ama uzerinden bir ay gecti, daha da alevlenerek devam ediyor Diego sendromumuz. Parklarda, magazalarda ilk defa karsilastigi insanlara kendini Diego olarak tanitmaya basladi. Okula oyle gitmeye kalkisti birkac kez ama havalarin soguklugunu bahane ederek yelek yerine zorla paltosunu giydirdim kapida. Eve gelir gelmez ilk isi Diego kiyafetlerini bulup giymek, evde tam tekmil, tedbil-i kiyafet oyun oynamak kardesiyle. Pekii, butun bunlar olurken kardesine dusen rol sizce ne?… Tabi ki baby jaguar olmak!

diego1

emir-diego1

Advertisements

cocuk-istismarina-hayir

Biz aşağıda imzası olanlar;

1- Cinsel taciz suçu yürürlükteki T.C.K’da şikayete bağlı suç unsuru olarak sayıldığından ve cezaların düşük tutulduğunu göz önüne alarak, bu insanlık dışı suçun, çağdaş ülkelerde olduğu gibi şikayete bağlı suç unsuru kapsamından çıkarılmasını, şikayetçi olunmasa da kamu davası niteliğinde değerlendirilerek, kanıtlandığı takdirde çocuklarımızın bedenen ve ruhen yaralanmaması için, gerekli yasal düzenlemelerin tarafınızca bir an önce yapılmasını ve yaşama geçirilmesini, yasaların bu tür sapkınlıkları en ağır şekilde cezalandırmasını;

2- Tacize, tecavüze ve her tür cinsel istismara uğrayan çocuklar için özel terapi merkezlerinin kurulmasını ya da var olan kuruluşlardaki bölümlerin açılmasını ve uzmanların yetiştirilmesini, mağdurların kendilerini güvende hissetmeleri, dolayısıyla yaşadıklarını deşifre edebilmeleri icin gerekli ortamın sağlanmasını;

3- Kreşlerden başlayarak tüm okullarda düzenli olarak bilinçlendirme çalışmaları yapılmasını, çocukların bilgilendirilmesini, öğretmenlik eğitiminin içinde yer almasını;

4- Bu konuda denetim makamı olan kişi ve kuruluşların görevlerini eksiksiz ve objektif bir şekilde yerine getirmelerini talep ediyoruz.

Bir ülkede mağdur olan insanları kanunlar korur.

Kanuna inancımızı yitirmek istemiyoruz.

Lutfen siz de elinizden geleni yapin sesinizi duyurmak ve bu kampanyayi yaymak icin. Bu linke tiklayarak baslayabilirsiniz…

Eveet, bugun sizlere Queens sinirlari dahilindeki Hunters Point’in cevherlerinden bahsetmek istiyorum; Long Island adasinin Manhattan adasina “midtown” seviyesinden baktigi bir noktada burasi. Yani resimlerden de goreceginiz uzere, Birlesmis Milletler, Empire State, Chrysler binasi tam karsimiza denk dusuyor bu kiyidan bakinca. Evimize oldukca yakin, eh Emir’in yeni okulu da burada olunca gunde 2 kere tavaf eder oldum buralari.

WATER TAXI BEACH

Oyle bir yer dusunun ki simdi, “Parliament Sinema Klubu”yle ozdeslesmis Manhattan manzarasi karsinizda, cocuklariniz kumda oyuncaklariyla oynuyor, siz East nehrinden hafifce esen yaz meltemi esliginde, bikininizle sezlonga uzanmis halde buz gibi iceceginizi yudumluyorsunuz. DJ bir koseden dans muzikleri caliyor ardarda, gozunuz danseden ve diger tarafta plaj voleybolu oynayan insanlara kayiyor. Anladiniz mi simdi nasil bir yer burasi?
Daha fazla bilgi icin burayi tiklayin.

water-taxi-beach2
Photo credit

water-taxi-beach
Photo credit

TITANIC HOUSE

Her mahallenin bir delisi olmadan olmaz! “Titanic Joe” lakapli Joe Coletti, yillar once gordugu bir ruyadan o kadar etkilenmis, kendisinin de bir onceki hayatinda Titanic’te hayatini kaybedenlerden biri olduguna o kadar inanmis ki, bu hayatini bu yola adamis bir zat-i muhterem! Otoritelerce onemi takdir edilen arsivi ve koleksiyonuyla evini muzeye cevirmis ve ziyaretcilerle de birebir ilgilenmekten cok memnun. Yolunuz gecerse ugrayin, adresi 47-08 11th st. Long Island City.

titanic-house-1

titanic-house-2

titanic-house-3
Photo credit

PEPSI COLA SIGN

Pepsi Cola’nin eski siseleme tesislerinin yerinde artik modern gokdelenler yer aliyor ama artik burasiyla butunlesmis tabelasina kimse dokunmuyor. Manhattan’dan da gorulebilen bu neonlu tabela Hunters Point’in adeta simgesi.

pepsi-cola-sign-lic2
Photo credit

pepsi-cola-sign-lic
Photo credit

GANTRY PLAZA STATE PARK

Nehrin kiyisinda yer alan ve “Long Island” adasinin baslangicini mimleyen eski endustriyel kreyn kuleleriyle ufak ama sevimli bir park duzenlemesi burasi. Manzarasi inanilmaz, yazin bedava tiyatro gosterileri de cabasi.

gantry-state-park1

gantry-state-park2

gantry-state-park
Photo credit

ART-O-MAT

artomat

Vernon bulvari uzerinde yer alan bu kucucuk dukkanda ise yerel sanatcilarin eserleri ve el yapimi hediyelik esyalar satiliyor. Bunun yanisira atolye calismalari ve rehberli cevre turlari da duzenliyorlar.
Web sayfalarina ve programlarina goz atmak isterseniz burayi tiklayin.

gum-in-hair
Dun ufak capli bir kriz yasadik Emir cephesinde! Zaten Turkiye’de edindigimiz sakiz aliskanligindan bayagi sikayetciyken (su Toybox denen sakiz var ya hani, icinden surpriz oyuncaklar filan da cikan) dun arabada giderken Emir’in agzindaki sakizin her nasilsa sacinda son bulmasi son noktayi koydu! Ben bakmak icin durmaya uygun bir yer ararken o sakiz iyice sacin koklerine kadar yapisti kurcalamadan duramayan Emir sayesinde. Ben durup bakabildigimde ise artik cok gecti. Neyse efendim, ben en yakin berbere gidip Emir’i en az cirkin sekilde dazlak yapmanin planlarini kurarken babamiz (daha dogrusu internet) imdadimiza yetisti de biz de dazlakliktan kurtulduk!
Sactaki sakizdan kurtulmanin yollarini sizlerle de paylasmak istedim, eninde sonunda hepimizin basina gelebilir cunku:
Yapacaklarimiz adim adim soyle;
Ilk yontem:
1. Plastik bir torbanin icine buz kupleri koyun.
2. Sakiz iyice donup sertlesene kadar sakizin ustunde tutun.
3. Donmus sakizi kirip kopararak sacinizdan cikarin.

Ise yaramadiysa, ikinci yontem de soyle:
1. Bebe yagi, zeytinyagi gibi bir yagi sakizli saciniza iyice yedirin, bir sure bekleyin.
2. Ince disli bir tarakla yavas yavas tarayarak sakizi sacinizdan temizleyin.
3. Hala kalintilar varsa islemi tekrarlayabilirsiniz.

Butun bunlar ise yaramadiysa da berberin yolunu tutun, en son careniz bu olsun…
Emir’in saci kisa oldugu icin ilk yontem ise yaramadi bizde, ama yag yontemi bir kerede tamamen temizledi sacindaki sakizi, mucize gibi!

Sabah 10’da Eren’in okulunun Halloween gecidi vardi bulunduklari mahallede. Goruldugu uzere bu sene cimrilik yapip yeni kiyafet almadim cocuklara. Hele bu at kostumunun 3. Halloween’i. Hala da yepyeni.

Bu da cok sevgili Miss Nima’miz. Gecen sene Emir’in ogretmeniydi, hayrandik kendisine, bu sene de Eren dilinden dusurmuyor “mi mima” diye. Bhutan’li, dunya tatlisi bir hatun hakikaten de.

Aksamustu saat 2’de de Emir’in okulunun gecidi vardi bu sefer. Sabahtan yakinlardaki bir huzurevini ziyaret etmislerdi sinifca. Artik yoruldugundan midir, biktigindan mi bilinmez, bizi gorunce eve gidelim diye tutturdu bebek gibi. Gruptan ayrilip ben ve Eren’le beraber yurumek istedi. Ne kadar dil doktuysek te ikna edemedik. Toplu sinif resimlerinde yok bu yuzden. Bazen inadi tutuyor iste, tuttu mu da gitmiyor.

Su cop kamyonu kostumunun guzelligine bakar misiniz, hem de kendileri yapmis! Arkadaki cop rolundeki kagit parcasina da dikkat…Bayildim, bayildim…