* Benim kucuk Diego’m

Hani kiz cocuklari bir donem prenseslere takar ya, okula bile oyle giyinip gitmek isterler, hatta o kilikta uyurlar bile… Kendi kendime diyordum ki, “Iyi ki erkek cocuklarim var, en azindan bu gibi prenses sendromlari yasamayacagiz..” Buyuk konusmusum… Cevreleri bu idol karakterlerle o kadar kusatilmis ki, sonunda biz de “Diego sendromu”na yakalandik! Diego da kim dediginizi duyar gibiyim, hani su koca kafali Dora var ya, hah iste, onun yari Ingilizce, yari ispanyolca konusan, hayvan kurtaricisi kuzeni. Amazon ormanlarinda yasiyor kendisi ve zor durumda kalan hayvanlari kurtariyor canla basla. En buyuk yardimcisi da, resimde de gorulecegi uzere dostu “baby jaguar”.
Halloween civarlarinda basladi once, ben de gecer gider sandim hevesini. Evde Diego’nun kiyafetlerine benzer ne varsa topladik, sirt cantasini filan carpraz takmaya basladi aslina uygun olsun diye. Saatini buldu getirdi bir yerlerden, taktirdi koluna. Gulduk gectik o aralar. Ama uzerinden bir ay gecti, daha da alevlenerek devam ediyor Diego sendromumuz. Parklarda, magazalarda ilk defa karsilastigi insanlara kendini Diego olarak tanitmaya basladi. Okula oyle gitmeye kalkisti birkac kez ama havalarin soguklugunu bahane ederek yelek yerine zorla paltosunu giydirdim kapida. Eve gelir gelmez ilk isi Diego kiyafetlerini bulup giymek, evde tam tekmil, tedbil-i kiyafet oyun oynamak kardesiyle. Pekii, butun bunlar olurken kardesine dusen rol sizce ne?… Tabi ki baby jaguar olmak!

diego1

emir-diego1