January 2009


telephone1

Soyler misiniz bana, sizin cocugunuz veya cocuklariniz rahat veriyor mu siz telefondayken?

Yoksa benimkiler gibi, ben dikkatimi telefondaki kisinin soylediklerine vermeye calisirken akillarina gelmedik kalmiyor mu?

– Anne, anne, anne, anne, anne…
– {Telefondakine} Bir saniye lutfen, efendim oglum?
– Ben bugun file benzeyen bulut gordum!
– ?!?

– Anneeee, su, su, su, su, su, su…
{Telefondakine caktirmadan evin icinde su kabi aranir, bulunur, susuzluktan kurumus yavruya yetistirilir}
– Anneeee, sut, sut, sut, sut, sut… (Dogru tahmin ettiniz, Eren bu)

– Anne, anne, anne, anne, anne…Mom, mommy, mom, mommy, mommy…
– {Telefondakine} Excuse me one second, ne oldu annecim?
– I love you!
– I love you too!??!!…

Senaryolar boyle cesitlenip gidiyor iste. Veya yapmasini istemedigim bir sey gozumun icine bakarak yapilir, tehlikeli bularak cikmasini, gitmesini istemedigim bir yere inadina gidilir. Ustelik evden calismaya calisan bir anneyseniz, hele ki arayan bir musterinizse siz dusunun artik o yerlerde surunen profesyonelligi, karizmayi.

Herseye ragmen, telefondan bile kiskanilmak, dikkatimin her an uzerlerinde olmasini istemeleri hosuma da gidiyor bir yandan, ne yalan soyleyeyim… Buyuduklerinde mumla arayacagim bu gunleri.

Advertisements

Evet, bugun Çin ay takvimine gore yeni yil. Fare yilindan Okuz (Ox) yilina geciyoruz bugun. Benim ve esimin de dogum yili bir Okuz yili oldugu icin bizim icin ekstra onemli bir yilbasi. (1949, 1961, 1973, 1985, 1997)

1-ox

Çin yeni yılı ya da bahar festivali ay takvimine göre düzenlenmiş ve çok eski bir kutlamadır. 21 ocak ve 19 şubat arasında bir yerlerde yer alır.
Efsaneye göre 12 hayvan yıllara isimlerini verebilmek için kavga etmektedirler. Tanrılar “Gelin bir yarışma düzenleyelim de kıyıya ilk ulaşanın ismini önce verelim” derler. Hayvanların geliş sırasına göre yıllara isimlerini verirler.  [Kaynak]

GRAPHICS TEMPLATE 2006

Bu “Cocuk muzesi” konsepti ilk defa burada gordugum birsey; Daha dogrusu cocuklar dogduktan sonra ilgi alanima giren desek daha dogru olur.

Bildigimiz anlamda muzelerden farkli olarak cocuklar burada istedikleri herseye dokunup oynayabiliyorlar. Sergilenen seyler ise gunluk hayata dair akliniza gelebilecek hersey. Icinde marketten tutun da belediye otobusune kadar hersey var. Suyla, kumla dolu oyun havuzlari, istedikleri kiliga girip tiyatro yapabilecekleri oyun alanlari, okuma koseleri, sera, daha neler neler. Daha buyuk cocuklar icin diger ulkeleri, farkli kulturleri tanittiklari sergi alanlari, atolye calismalari, akliniza ne gelirse. Ozellikle burnumuzu kapidan disari cikaramadigimiz su soguk kis gunleri icin ideal bir aktivite merkezi. Bildigim kadariyla Manhattan’da, Staten Island ve Long Island’da da birer cocuk muzesi var, bilginize.
Daha fazla bilgi icin buraya tiklayabilirsiniz.

brooklyn-childrens-museum

su-emir

su-eren-emir

su-eren

anahtar

Bugun ilk defa anahtarlarimi evde unutup disarida kaldim.

Beni taniyanlar bilir, kolay kolay birsey unutmam, kaybetmem aslinda. Ama oldu iste bir kere, unuttum, bir de ustune cektim kapiyi.

Eren’le birlikte Emir’i okuldan almak icin alelacele evden ciktik; Su kaplarini, yolda atistirsinlar diye muzlarini bile attim cantama ama en onemli seyi unutmusum.

Arabanin kapilarini acmak icin ceplerimde arandim, yok. Cantami desmeye basladim sonra, i-ih ortalarda gozukmuyor. Tamamen bosalttim cantayi, inanamiyorum bir turlu, gercek olamaz diyorum kendi kendime.

Sonrasinda caddeye yuruyup taksi aramalar, adama durumu anlatip 2 ayri yere gidecegimizi ve arada beni beklemesini rica etmeler (New York City taksi soforlerinin ne kadar kaprisli olduguna inanamazsiniz), neyse ki insafli Sudan asilli bir sofore rastlamalar, Emir’i okuldan 15 dakika gec almalar, Manhattan’a gidip babamizdan anahtarini istemeler, ve de mutlu son…

Artik biryerlere anahtar yedeklemenin zamani gelmis sanirim…

emir-eren-komik

Benim oglanlarin hic favori oyuncagi olmamisti simdiye kadar. O oyuncak olmadan hicbir yere gitmeyen, hatta uyuyamayan cocuklari duyunca sasirir, hatta ozenirdim biraz. Oyuncagini verdin mi sarilip kendi kendine uykuya dalan cocuklar hayal ederdim.

Son 2 haftadir, neredeyse 1 sene once Birce‘mizin hediye olarak getirdigi bu pelus aslan acayip kiymete bindi bizimkiler arasinda, ozellikle de Emir tarafindan. Yatarken, disariya cikarken hep yanimizda. Kazara unuttugumuzda donup aliyoruz Emir’in yogun baskilarina dayanamayip. Hatta kuculen bebeklik kiyafetlerini filan giydiriyorlar hayvana; yukaridaki resimde de Eren’in kuculen t-shirt’u, bere olarak da babalarinin corabi var aslanin kafasinda.

Uyumasina yardimci oluyor mu derseniz, sanki daha cabuk dalar oldu uykuya. Bizi asker etmiyor basinda “Su kitabi da oku, bu masali da anlat, o ninniyi tekrar soyle” seklinde. Ama su kucuk oda arkadasina da bir care bulsak hic fena olmayacak, biraz daha az cosup kudursun diye yatma saatinde…

Merhabalar herkese!
Umarim yeni yiliniz super baslamistir, oyle de devam eder.

Yeni yilda yazdigim ilk post bir sikayet postu olacak.

Ben cok sikayetciyim su “Hepsi” adli muzik grubundan…

Daha dogrusu hepsinden degil de Eren adli uyelerinden.

Yok yok, kisisel olarak kendisiyle hicbir problemim yok. Sikayetim Google’da Eren ismini yazip da benim blog’uma, daha dogrusu su post‘uma yonlendirilen internet ahalisinden.

Bu yaziyi yazali neredeyse iki sene oluyor, hala hergun en cok hit alan yazim olur kendisi. Ama asil sorun gelmeleri degil, herhalde Google’in onlara attigi kaziktan dolayi hayal kirikliklarindan olsa gerek, ipe sapa gelmez, kimi zaman agiza alinmayacak yorumlar birakiyorlar bu post’uma. Ne Eren’in (bizim Kaplan Eren) igrenc bir bebekligi kaliyor laf edilmedik, ne de benim pisligim, pasakliligim. Ne kadar ciddiye almasam da uzuluyorum, ozellikle bebegime laf edildiginde.

Bu insanlara buradan bir tavsiyem, bir de kiyagim olacak herseye ragmen; Hepsi grubu uyesi Eren’i arayacaginiz zaman lutfen “Eren Bakici” seklinde ve tirnak icinde aratiniz (soyadini bile ogrendim kizin sirf bu ugurda), Hepsi filan diye ekstra anahtar kelimeler yaziniz, yalnizca Eren yazmaniz birsey ifade etmiyor goruyosunuz ki. Benim yakisikli ogluma ve yemek yeme aliskanliklarina da lutfen bir daha dil uzatmayiniz. Iste bu da Eren’in annesinden size bir kiyak!

eren-bakici