Nihayet beklenen gun geldi, Mey’imizin kardesi cetenin en genc elemani olarak katildi aramiza…

E tabi beklenen sorulari da beraberinde getirdi.

Zaten uzunca bir suredir annenin hamile gobegine bakip bakip kafasi karismis gozlerle Emir’in yonelttigi sorulara bir dansoz kivrakliginda cevap vermeye calisiyordum bendeniz.

Efe bebegin gelmesine cok az kaldiginin mujdesini verdigimde “Anne, bebek nasil cikacak annesinin gobeginden?” diye bir soruyla daha karsi karsiya kaldim.

Hangi cevap daha az travma yaratir yavrumda diye nanosaniyede olcup tartip verdigim “Gobegini kesecekler annesinin, hastaneye gittiler o yuzden” cevabimdan dehsete dusmus bir halde “Cok aciyacak mi, cok kanayacak mi?” diye sordu bu seferde, aglamaya ramak kalmis.

“Yok yavrum, bak benimkini de kestiler sizi cikarmak icin, hem de iki kere. Hic te o kadar acimiyor, merak etme” dedim bu sefer de, “Yeter bitsin bu sorular artik” diye dua edip icimden.

Sessiz kaldi bir sure, sonra gulerek “Ben de kakasini yapar gibi cikaracak sanmistim bebegi” dedi, kendi naifligiyle dalga gecerek. Kardesine dondu hemen “Eren, yalnizca kizlarin karninda bebek olur, onlarin karni acimaz ama biz oglanlarin cok acir” diye de gunun dersini verdi.

Ah oglum, gercek cevaba cok yaklastigini ne zaman anlayacaksin bakalim…