[Photo Credit:Getty]

Su Amerika’da ilk geldigim gunden beri cok hosuma giden bir aliskanlik var: Doggy bag! Mesela bir restorandasiniz, yemeginizi yediniz, cok doydunuz ama bitiremediniz. {Amerika’nin okuz boy porsiyonlari yuzunden cok siklikla basiniza gelen bir sey bu} Cok da guzeldi, atilmasina da kiyamiyorsunuz. Hesabinizi oderken garsondan , kalan yemeginizi paketlemesini rica ediyorsunuz: Iste size Doggy Bag.

Artik duruma gore annenin ertesi gun ogle yemegi mi olur, cocuklarin yanina mi konur, ya da hakkaten, adi ustunde, kopeginize mi yedirirsiniz, orasi size kalmis. Ama ziyan olmuyor ya, iste o vicdan rahatligi herseye deger! (Ozellikle bizim jenerasyonun beyninin yikandigi “yemegini bitir, arkandan kovalar”, “tabaginda kac pirinc kalirsa o kadar cocugun olur” dayatmalardan sonra cennete gitmis de gelmis gibi hissediyor insan kendini, hi hi!)

Not: Garsonlarin yaratici gunune rastlarsaniz eger, elinizde bir ordek, bir kugu, vs. seklinde aluminyum folyo paketlerle eve donmeniz de cabasi.

*Kucu kucu paketi