{“Lufer” isimli resmimden bir detay sizlere}

Bir iki kelime de olsa birseyler yazmak icin oturdum bilgisayarin karsisina, dusunuyorum.

Sizi bilmem ama ben sevmedim 2010’u. 2009 ne kadar verimli gectiyse, bir o kadar durgundu 2010 benim icin. Az urettigim, cok dusundugum ama bir turlu harekete gecemedigim. Yildizimin dusuk oldugu. Neyse gecti bitti artik, yeni baslangiclar icin nefesimi tuttum, heyecanla bekliyorum 2011’i.

Cok da haksizlik etmemek icin soyle bir geriye donuk dusunuyorum. Neler oldu, ne gibi ilkler yasadik diye…

Yeni dostlarim oldu, her zaman yanimda olacagini bildigim.

Birkac dostum radikal kararlar verip ulkelerine geri donduler, onlar icin sevindim, kendim icin uzuldum.

Yeniden tuval basina gectim fircalarimi kusanip.

40 yas krizine erken girdim, bakalim ne zaman cikabilecegim.

Emir’im baliklar gibi yuzmeye basladi bu sene.

Eren’im ilk kez asik oldu.

Yine Eren parkta oynarken dusup disini carpti; sinirleri olen ust on disi kapkara bir vicdan azabi gibi zamani gelip dusmeyi bekliyor simdi.

Iki kardes ayni okula gitmeye basladilar bu sene. Hayatim cok kolaylasacak diye beklerken Eren’le bazi sorunlar yasamaya basladik, hala da yasiyoruz.

Eren okumayi soktu sokecek, isi cozdu adam.

Baba’miz cok ciddi olmasa da burnundanĀ bir operasyon gecirdi.

Hala bisiklet almadik kendimize.

Iyi bir fotograf makinesi de.

Artik resim cekmek aklima gelmiyor nedense. Cekecek olsam da IPhone’u kullaniyorum. Ayip.

Blog’a yazasim azaldi. Ama kapatmak istemiyorum.

Yenilikler istiyorum artik hayatimda, guzel surprizler. Iyi haberler duymak istiyorum, mujdeler almak istiyorum.

Nankorluk etmemeye calisiyorum, sukrediyorum durmadan.

Hadi goreyim seni 2011, cok umutluyum senden! {Ara gazi}

Umarim herkesin dileklerinin gerceklestigi harika bir yil olur bu, hepinize iyi seneler.

p.s. Istanbul’lu sevgili arkadaslarim, bana yazin gelince yemeye lufer birakmazsaniz bogazda, iki elim sizin bogazinizda olacak, ona gore! {Daha fazla bilgi icin}